Site içi arama

Rachel Corrie, İsrail siyonizmine karşı Filistin halkının yanında Özgür Filistin için mücadele etti.

Bütün Ortadoğu Filistin'dir 22 Mayıs 2008

Bir Filistin vardı, şimdi bütün bölge Filistin. Özellikle de 11 Eylül’den sonra, Amerika’nın Afganistan ve Irak işgalinden sonra....


Filistin’deki güncel siyasi parçalanmayı ABD emperyalizmi, İran meselesi ve Filistin’deki iç gerilimler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu anda Filistin’de yaşanan fiili parçalanmışlık durumunu ve daha bir Filistin yönetimi kurulmamışken iki Filistin yönetiminin ortaya çıkmasını onaylamak tabii ki mümkün değil. Bu durum hepimizi üzüyor.

Bu bölünmüşlük ne anlama geliyor? Aslında bunun üzerinde konuşmamız gerekli. Emperyalizmin yıllardan beri hatta belki yüzyıllardan beri devam eden bu meşhur böl ve yönet politikasının ne kadar geçerli olduğunu sadece Filistin’de değil Ortadoğu’nun diğer ülkelerinde de görüyoruz, yaşıyoruz. Bugün Irak’da olup bitenlere bakalım. Yıllardan beri bir arada yaşayan insanlar yani aynı dinin insanları farklı mezhepten diye nasıl Şii Sünni ayrımı yapılarak birbirini kırmaya kışkırtılıyor. Arapları Şii ve Sünni diye ayırıyorlar. Ama Sünni olan Kürtlere Sünni demiyorlar. Kürtler diyorlar. Bu neden kaynaklanıyor? Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) sanki bir insan hakları, demokrasi, serbest piyasa, dünya sistemine bölgeyi eklemleme projesi gibi takdim edildi ama hiç de böyle olmadığını ve temel politikanın “parçalayın, gücünü azaltın ve istediğiniz gibi yönetin, sömürün†tarzında işlediğini görüyoruz. Yeni dönemde yeni bir soğuk savaş başlıyor. Bu bölgede Amerika öyle büyük işgaller yerine bölgedeki güçleri parçalayıp birbirine kırdırarak çıkarlarını sürdürecek. Görünen budur. Filistin’de yaşanan da bu.

Demokrasi kültürü ve bilinci açısından bölgenin en ileri toplumu olan Filistinliler çok güzel temiz bir seçim yaptılar ve bu seçimi, seçim gözlemcisi olarak Filistin’de bulunan Carter da dahil bütün dünya teyit etti. Bu seçimle Filistin halkının meşru temsilcileri ortaya çıktı. Ama bu temsilcileri “hür dünyaâ€, bölgeye demokrasi taşıyacağını iddia eden dünya tanımayı reddediyor ve Hamas’ı muhatap almıyor. Üstelik ambargo uyguluyor ve Hamas’a karşı aslında Filistin mücadelesinde çok önemli yeri olan fakat yılların etkisiyle kirlenmiş, bozulmuş yolsuzluklara batmış, bürokratikleşmiş El Fetih’i kışkırtıyor. Onlar da iktidarı ve çıkarlarını kaybetmemek için israil’le, Batı’yla işbirliği yapıyorlar ve Hamas bildiğiniz gibi bugün Gazze’ye tecrit edilmiş durumda. Sadece Hamas mı? Aynı zamanda bir buçuk milyon Filistin’li de. Zaten Filistinliler bir trajedi yaşıyorlar. Trajedi içinde trajedi. Şu anda bir buçuk milyon insan orada ancak kimse yazmıyor, söylemiyor. Hiç kimsenin umurunda değil. Kısacası bir halkı uzun yıllar içinde yoketmeye yönelik bir plan devam ediyor.

Bu bağlamda Annapolis zirvesi nereye denk düşüyor?

Annapolis bir komedi ama amaçsız bir komedi değil. Bana göre Annapolis Filistinle ilgili bir şey değil. Annapolis Amerika’nın bölgede genel anlamda yaptıkları ve İran’la ilgili bir toplantıydı. Amerika hiçbir demokratik meşruiyeti olmayan, halklarını temsil etmeyen Arap yönetimlerini güya Filistin meselesini çözecekmiş gibi topladı. İşin komikliğine bakın ki orada Filistin halkının meşru, seçimlerle tespit edilmiş temsilcisi yoktu. Yani bu bir gösteriydi. Arapların İsrail devletini fiilen tanımasını sağlamaya yönelik bir çabaydı ve Filistin meselesini çözme anlamında da bir fiyaskoydu. Ama Annapolis toplantısının amacı da Filistin meselesini çözmek değildi bana göre.

Başka amaçları vardı ve o amaçları gerçekleştirdiler. Mesela; muhalif cepheyi sarstılar Annapolis toplantısıyla. Nedir o? Türkiye’nin aracılığıyla Suriye’yi Annapolis’e götürdüler. Türkiye baskı ve vaatlerle görevini yerine getirdi. Tabii ki Suriye’nin muhalif cepheden kopması çok kolay değil ama böylelikle bir başlangıç yaptılar.

Filistin sorunu sadece Filistin bağlamında çözülebilecek bir sorun olarak görmek daraltıcı bir yaklaşım. Sizin işaret etmiş olduğunuz gibi aslında mesele çok boyutlu. Bölgede İsrail’in bir takım müttefikleri ve bir takım karşıtları var.

Kesinlikle. Mesele zaten literatürde Arap-İsrail çatışması diye geçiyor. Filistin meselesi İslam dünyasıyla Batı’nın ilişkileri çerçevesinde ele alınabilecek bir meseledir. İsrail dediğiniz devleti bir çok yönden değerlendirebiliriz. İşgal rejimi, ırkçı apartheid bir rejim, Amerikan emperyalizminin, batı emperyalizminin oradaki karakolu... Ayrıca şu noktaya bakın ki siyonist rejimi Arap düşmanlığı ayakta tutarken Arap dünyasındaki bir sürü zalim diktatörleri de İsrail düşmanlığı ayakta tutuyor. Onun için Filistin sadece Filistin değil kesinlikle. İsrail de İsrail’den ibaret değil.

Ben bir zamanlar bir yazı yazmış ve başlığı da şöyle atmıştım: İsrail karanlık bir noktaysa emperyalizm bu karanlığın kendisidir. Siz emperyalizm olgusundan ve dünya patronu, dünya imparatoru Amerika’nın dünyada ve bölgede yapıp ettiklerinden bağımsız bir Filistin sorunu düşünemezsiniz. Türkiye’de Filistin meselesine bakışta yapılan en büyük yanlış buradadır ve bu yanlışı da en çok İslamcılar yapıyor, Türkiye müslümanları yapıyor. Filistin meselesini çok önemsiyorlar, haklılar. İsrail’i çok önemsiyorlar haklılar. Ama olayı zaman zaman anti-semitizme kadar da çekiyorlar. Fakat bundan daha da önemli olan şudur ki; emperyalizmi, yani o karanlığın bütününü görmeden İsrail üzerine yoğunlaşarak emperyalizmin karanlık işlerine devam etmesine dolaylı olarak katkı sağlıyorlar.

Bugün öyle İslamcı gazeteler ve yayınlar var ki İsrail ve Filistin üzerine herşeyi yazıyorlar ama Irak’dan çok fazla bahsetmiyorlar. Amerika’nın bölgedeki askeri varlığı, İsrail’in Filistin’e yaptığı baskıyı, bombardımanı, ambargoyu konuşuyorlar ama emperyalizmin bölgemizde bütünüyle varlığından çok da rahatsız değiller. Piyasacılıktan çok da rahatsız değiller. Özelleştirmelerden rahatsız değiller; neo-liberal politikalardan rahatsız değiller. Çokuluslu şirketlerden rahatsız değiller. Hatta ve hatta “ne yabancı sermaye canım bunlar küresel sermayedir“ deyip geçiştiriyorlar. “Elbette piyasa“ diyorlar; “peygamberimiz de tüccardı“ indirgemesiyle peygambere de iftira ederek bir pozisyon ortaya koyuyorlar. Bu pozisyon hepimize zarar veriyor.

Türkiye’den Filistin’e bakışta iki eğilim öne çıkıyor. Türkiye kamuoyunda Filistin meselesi ele alınırken anti-semitizm ve anti-siyonizm arasındaki sınır sıklıkla ihlal edilebiliyor. Başka bir eğilim ise Filistin sorununu siyasal boyutlarından yalıtarak bir hayırseverlik nesnesi haline getiriyor.

Çok tehlikeli bir depolitizasyon süreci. Katılıyorum bu tespitinize. Bu yardımı yapanlar için de bir tür rehabilitasyon işlevi görüyor. Adam çok da emperyalizme karşı durmuyor, direnmiyor ve hatta ve hatta bu piyasacılığa dibine kadar batmış. Böyle görünüyor. Çokuluslu şirketlerle de bir sürü şeyler yapıyor. Ondan sonra da yardım kuruluşları üzerinden Filistinli açlara para göndererek kendisini aklıyor. Bu dünyasını da kurtarıyor öbür dünyasını da kurtarıyor. Böylesine tehlikeli bir depolitizasyon süreci var. Burada siyasi bir duruş olmalıdır. Ve bu sadece İsrail’e karşı bir duruşla olacak bir şey değildir.

Bir daha tekrar ediyorum: Hakikaten İsrail karanlık bir noktadır ama karanlığın kendisi emperyalizmdir. Bu karanlıkla mücadele edilmediği sürece Filistin meselesiyle ilgili yapılacak fazla bir şey yok. Filistin meselesi dediğimiz mesele bütün Arapların, bütün Müslümanların meselesidir. Bütün bölge Filistindir. Bir Filistin vardı, şimdi bütün bölge Filistin. Özellikle de 11 Eylül’den sonra, Amerika’nın Afganistan ve Irak işgalinden sonra. Aslında Amerikan ordularının girmesine gerek yok. IMF’si, Dünya Bankası, çokuluslu şirketleri, sözde sivil toplum kuruluşları, Soros fonlarıyla zaten bütün İslam coğrafyası Filistin haline geldi. Dolayısıyla bu noktada ele alınmadıktan sonra, sadece Filistin’e yönelmek yapılanlar, yardımlar karanlığın görülmesini engelleme işlevi görebilir. Bütün diktatörler Filistin’den dolayı ayakta. Hepsi Yahudi düşmanlığıyla ayakta duruyorlar ve yıllardan beri de böyle ayakta durdular. Var mıdır, bir din mensuplarına düşmanlık Müslümanlıkta, insanlıkta? Anti-semitizm yapıyoruz resmen. Siyonist diyebilirsin, emperyalist diyebilirsin ama anti-semitizm olmaz. Resmin bütününü görmemiz gerekiyor. Filistin canımızı yakan bir konudur. Oradaki trajediyi görüyoruz, yaşıyoruz.

Ben Lübnan’da Şatilla kampında 50 yaşını geçmiş bir Filistinliyle tanıştım. Bana bir anahtar gösterince bu neyin anahtarı diye sordum. “Bu benim Filistin’deki evimin anahtarı“ dedi. “Ben daha iki yaşındayken Filistin’den Lübnan’a göç etti babam. Ve ben büyüyünce bu anahtarı bana verdi. Bu senin evinin anahtarı dedi. Ben bu anahtarı saklıyorum, bir gün mutlaka evime döneceğim“ dedi. Bundan haklı bir dava olabilir mi? Ne kadar haklı bir dava değil mi? Biz bu davayı elbette destekliyoruz. Ama problem sadece bu Filistinli kardeşimin evi ve anahtarı meselesi değil. Problem bir medeniyet meselesi. Bizim bir medeniyet iddiamız vardı. Türkiye müslümanları ve dünya müslümanlarının bunu hatırlaması gerekli. Bu doğru ve haklı bir iddiaydı. Hak, hukuk, adalet medeniyeti istiyorduk. Filistin meselesi de bunun dışında bir şey değil. Filistin meselesi bu medeniyetin yenilmesi, geri çekilmesinin bir sonucudur. Bunu bu şekilde görmek lazım.

Türkiye’de Filistin dostu bir siyaset nasıl bir rota takip etmelidir?

Filistin meselesini herkes bir iç siyaset malzemesi ve aracı olarak kullanıyor. Türkiye’de de bu yapılıyor. Ama Türkiye’deki çok komik. Resmen açıktan antlaşmalar yapılıyor. Arap yönetimleri de gizli bir sürü antlaşmalar yapıyor. Karşı mısınız İsrail’in siyonist politikalarına? Chavez’in yaptığı gibi yapın ve elçinizi geri çekin. Türkiye’de ise kendi varlıklarını “Kahrolsun İsrail“ sloganına borçlu olan, Filistin davasının istismarına borçlu olan adamlar mecliste katil Peres’i işbirlikçi Abbas’la birlikte alkışladılar. İslamcılar meclisteki varlıklarını “Kahrolsun İsrail sloganına borçludurlar. Türkiye’de uygulanan politika bu. Hiç olmazsa Chavez gibi davranın. Katil geliyor buraya İran düşmanlığı yapıyor, İran’ın ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bizim İslamcılar da onu ayakta alkışlıyorlar. Bu ayıp onlara yeter. Filistinli o aç, gariban, paramparça edilen çocukların ahı gelip tutacak. Vuracak onları da bizi de.

Bu site Filistin mücadelesine destek amacıyla Can Grafik tarafından hazırlanmıştır.