Site içi arama

Rachel Corrie, İsrail siyonizmine karşı Filistin halkının yanında Özgür Filistin için mücadele etti.

İsrail zor durumda 08 Eylül 2006

08.09.2006- Sendika.org, Lübnan’da yayın yapan Almanar TV’nin Türkiye temsilcisi Hasan Tahrawi ile Ortadoğu’da gelişmeler üzerine konuştu. Röportajı kısaltarak yayınlıyoruz.

-Öncelikle merhaba. Al Manar hakkında biraz bilgi verir misiniz. Al Manar nerelerde yayın yapıyor? Yayın politikası nedir?

Hasan Tahrawi: Al Manar Kanalı, Beyrut’tan, Lübnan’dan yayın yapan bir kanal. Arabsat gibi uydularla yayın yapan bir kanal. Dünyanın her yerinden izleniyor.

Daha önce Hotbird uydusundan yayınlanıyordu. İki yıl önce Fransa ile ilgili bir sorun oldu. Herhalde oradaki Yahudi lobisi itirazıyla Hotbird’den yayın yapamıyor.

-Al Manar’ın yayın politikası nedir?

Al Manar bağımsız bir kanal. Resmi olarak öyle geçiyor. Ama Lübnan’da çok kanal var. Her her partinin, her grubun yakın olduğu bir kanal var. Mesela, Hariri’nin El-Müstakbel isimli Türkçesi “gelecek†diye bilinen bir kanalı var.

Al Manar Şiilerin ve özellikle Hizbullah’a yakınlığı ile bilinen bir kanal. Ama genel olarak, tarafsız değil. En azından, onların deyimiyle tarafsız değil, bağımsız ve yurtsever bir yayın yapmak istiyorlar, genel olarak.

-Bir gazeteci olarak İsrail’in Lübnan’ı işgali Türkiye basınında nasıl yer almıştı. Nasıl yansımıştı, biraz bahseder misiniz?

Aslında ne yazık ki, bunu da söylemek istiyorum, genelde televizyonlara, kanallara baktığımda çok az veriliyor.

Özellikle Ortadoğu’da o kadar sıcak olaylar oluyor ki, bakıyorsun hiç haber geçmiyor. Ya da olsa bile çok kısa, magazinsel bir şekilde ele alınıyor.

Bilmiyorum belki ben, özellikle Arap, El Cezire’den tutun, Al Manar’a kadar biz öyle alışık değiliz.

Hindistan’da (büyük) bir olay olursa bunun ilk haber olması lazım, ben öyle anlarım. Ya da Türkiye’de bir olay olursa ilk haber, önemli değil.

Ama Türkiye’de öyle bir şey var, halk istiyor diye bazen söylenir. Ama ben buna inanmıyorum, kime sordun ki halk öyle bir şey istiyor diyebiliyorsun.

Genelde takip edildi ama istenen derecede değil.

-Gazeteler peki?

Gazeteler daha fazla yazdı . Ama, mesela İslami gazeteler belli bir bakış açısıyla bakıyor. Müslümanlığı bakımından, insanlığı bakımından. Hürriyet bakarsan, değişik, değişik anlamsız haberlerle çıkıyor. Bazen manşete bile taşınıyor.

Türkiye’de bu işin çok uzmanı var. Ama bu işi gerçekten iyi bilen öne çıkarılmıyor.

Kanallarda, televizyonlarda bakıyorsun, biri diyelim Lübnan’a gitmiş gelmiş. Hizbullah’ın ne olduğunu bilmeden gidip anlatıyorlar.

Ya da Lübnan’ın nüfusu kaç sorsan bilmiyor. Yani bazı uzmanlar var Türkiye’de gerçekten biliyor Lübnan’ı, yakından tanıdığı için. Onları hiç göremedim. Mesela Faik Bulut diye bir yazar var Türkiye’de, gerçekten Lübnan’ı iyi biliyor. Orada yaşadı, şimdiye kadar ondan yorum alındığını hiç görmedim. Fikrini beğenirsin, beğenmezsin, ama uzmanlığını kabul ediyorum, gerçekten iyi biliyor demek önemli.

Öne çıkanlar genç ya da yaşlı, önemli değil, ama uzman değil. Uzmanlığı yok.

Lübnan, Hizbullah gitti, iki tane asker esir aldı, savaş başladı. Öyle anlatıyor. İşin derinliğine inen yok.

-Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Lübnan işgali karşısındaki politikaları, hem Lübnan hem Ortadoğu basınında nasıl değerlendiriliyor, Türkiye’nin duruşu nasıl görünüyor?

Türklerin duruşu dışarıdan iyi görünüyor. Bunu söylemek lazım. Özellikle halka baktığında. İstanbul’da ben kendim gördüm, İslamcılar, solcular protestolar oldu Türkiye’de. İzmir’de, Sivas’ta her yerde oldu. Değişik, değişik şekilde oldu.

Buna öbür tarafta değişik gözle bakılıyor. Aynı şekilde Arap ülkelerine bakarsanız, o kadar şey olmadı. Bu ilginç aslında.

İstanbul’da en son sol grupların yaptığı 10 bin kişi ya da 15 bin kişi sokaklara çıktı.

-Bu söylediğiniz, muhalefetin protestoları, peki hükümet? Tayyip Erdoğan’ın politikasına nasıl bakılıyor?

Hükümete bakışı değişik. Genel olarak halk uzaktan Araplara nasıl bakıyorsa Türk hükümetine de öyle bakıyor.

Yani Türk Hükümetinin genel olarak Amerika ile ilişkilerini herkes biliyor. Hangi çizgiye kadar gidebileceğinin arap halkı farkında.

-İslamcı bir parti olmasına rağmen AKP’yi İsrail ve ABD’nin yanında bir parti olarak mı görüyor?

Aslında AKP’nin, özellikle Erdoğan’ın bazı çıkışları olabiliyor. Bazı çıkışları insanların hoşuna gidebilir. Mesela “İsrail’in yaptığı terördürâ€. İnsanın, normal insanların hoşuna gidebiliyor.

Asıl derinlere indiğin zaman da istenen o değil. Mesela İsrail’e değişik bir tavır var. Ama İsrail’le bir ilişkin de var. Askeri ilişkilerin de var, onu unutmamak lazım.

Ama Türk hükümetinden istemeden önce Arap ülkelerinden istemek lazım.

-İsrail Lübnan’ı işgal etti. Lübnan’da bir direniş yaşandı. Sonuçta bir kazananı var mı bu savaşın?

Bence kazananı var. Belki duygusal bakıyor olabilirim ama Hizbullah kazandı bence.

Çünkü İsrail, savaşı başlattığı gün bazı hedefler koydu. Özellikle Hizbullah’ın silahsızlandırılması, Hizbullah’ın varlığını Güney’de, Lübnan’ın Kuzeyine geçirme. Ve esir alınan iki askeri var, bunları geri almak.

Şimdi bakarsak 33 günlük bir savaş. İsrail bütün gücünü kullandı bu savaşta. Hiç birini gerçekleştiremedi.

Tam tersi, İsrail’in askerlerinin söylediğine göre; sanki bir gezmeye gidiyor, sanki Nablus’a, Gazze’ye gidiyor. Yani o psikoloji ile gitti Güney Lübnan’a.

Tam tersi baktılar karşılarında savaşan, inanan, ne yapmak istediğini bilen insanlar var. Düzenli ordu değilde, gerilla savaşı ve düzenli orduyu birlikte kavrayabilen insanlar buldu.

Ve iyi direndi Hizbullah. İsrail’in kendisi itiraf etti. Mesala bakarsanız 120 asker öldü bu savaşta.İsrail tarafında.

İsrail’in yaptığı da zaten, en beğendiği şey, bombalamak. Binden fazla sivil öldü. Mesela 150 köprü mahvedildi, çok binalar yıkıldı.

Onlar tamam da, ama genel olarak, askeri bakımdan da İsrail’in hiçbir başarısı yok. Bazı köylere girdi, ondan sonra da kendisi çıktı.

Şimdiye kadar bakın, mesela Birleşmiş Milletler, İsrail kendisi söyledi, Amerika söylüyor, 1 hafta daha, 1 hafta daha. 5 Hafta oldu, istediğini yapamadı.

İsrail zor durumda.

Hizbullah Hayfa’ya vurdu. Daha önce hiçbir Arap ordusu Hayfa’ya vuramadı.

Nasrallah söyledi, Beyrut vurulursa, ben Tel Aviv’i vurabilirim. Bunlar olan şeyler.

Zaten İsrail’in içindeki tartışmalar bunu gösteriyor. İsrail beceremedi en azından.

-Hizbullah gerillalarından ölen var mı?

Resmi açıklama yok ama, 50 ya da 60 deniliyor.

-Peki, Lübnan’da işgale karşı direnen hangi güçler var. Lübnan Komünist Partisi, Hizbullah ve diğer güçler. Velid Canbulat’ın lideri olduğu İlerici Sosyalist Partisi. Bunların genel durumu, kim nasıl davrandı, direnen güçler, nasıl tavır aldılar? Bunları özetleyebilir misiniz?

İşgal başladığından beri görünün Hizbullah. Ama bu savaşı, bir direnişi yapan yalnız Hizbullah değil. Benim bildiğim yalnız iki tane Komünist Partisi’nden şehit var. Belki daha fazla var. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Ahmet Cibril’in cephesi iki şehit verdi. Değişik partiler de var.

Yalnız Hizbullah savaşmıyor, orada, Güney Lübnan’da. Bazı köyler, Hıristiyan köyler var. Yani halk desteklemezse Hizbullah ne yapacak?

Güneyde yaşayan halk, Filistinliler de var, güneyde, kampları da var. Bunlar arka saflarından, savaşın arka planında savaşıyorlardı. Bu savaşta görünen Hizbullah, önderliğini yapan Hizbullah. Ama arkada Lübnan halkı var.

Mesela Mişel Ahum diye bilinen bir lider var, kendisi Hıristiyan. Ama Hizbullah’ın en büyük destekçilerinden biri.

Mesela Cumhurbaşkanı Emin Mahlul, bütün savaşcıların önünde Hizbullah’ı ve Lübnan direnişini destekliyordu.

Bazı isimler Velit Canbulat, değişik bir tavrı, anlaşılmayan bir tavrı var.

-Burada bir şey soracağım. 1974-82 arasında İç Savaşâ€™ta Amerika-İsrail karşısında yer aldı Velid Canbulat. Ama bugün gelinen noktada daha çok ABD ve İsrail yanlısı bir tutum içinde bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Velit Canbulat saf değiştirdi. Sorunu Suriye ile. Başbakan Hariri Öldürüldükten sonra zaten bir saf değiştirme var Lübnan’da. Fikir değişikliği var.

Mesela Hizbullah’ın ve bazı Hıristiyan Lübnanlılar’ın değişik fikirleri var. Lübnan’ın Suriye’nin yanında, dostu olması lazım diye düşünüyorlar. Öbür taraf mesala Velid Canbulat, yok biz Suriye’den çok çektik.ayrı durmamız lazım fikrinde. Biz kendimizi düşünmeliyiz; Lübnan’ı daha modern bir hale getirmek için İsrail ile barışmak Amerika ile dost olmak gerekiyor diye düşünüyor. Zaten Velid Canbulat gitti, özür de diledi. Bunlar biliniyor. Ama olmadı.

Yani genel bir ayrışma var. Yalnız Lübnan’da değil, Arap ülkelerinde de var. Mesala Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün. Bu işten vazgeçelim, İsrail ile masaya oturalım, barışalım diyorlar. Ama bazı fikirler öyle savunulduğu gibi karşılık bulmuyor. Masada oturduk, denedik, hiçbirşey olmadı.

-Peki, Birleşmiş Milletlerin 1701 sayılı kararıyla çok uluslu bir güç Lübnan’a gönderilecek. Nasıl değerlendiriyorsunuz, çok uluslu gücün görevi ne olacak? Lübnan ve Ortadoğu halkları bu gücü nasıl değerlendiriyorlar? Son olarak Türkiye’nin bu güce katılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Şimdi Birleşmiş Milletlerin aldığı karar, 1701 kararı bu savaşı durdurmak için alındı. Ateşkes için alındı. Nasıl olacak, bu gücün asıl ama ne? Bu bilgiler net değil. Mesela Fransa 4 bin dedi 2 bine düştü. Bir anlaşmazlık var. Her halde yeni bir karar çıkabilir.

Amerika ve İsrail özellikle bu kararı anlamak istediği gibi açıklıyor. Bu karar Hizbullahın silahsızlandırılması içinde var diyor. Lübnan öyle anlamıyor ya da Araplar öyle anlamıyor.

Bir netlik yok. Ama genel olarak, mesela benim izlediğim, Nasrallah’tan dinlediğim, bazı noktaları kabul etmiyor. Hükümet kabul ediyorsa da bizim kabulümüz yok. Ama bu güç silahsızlandırmaya karıştırılırsa durum değişir.

-Karışmayacak mıdır; Türkiye, Avrupa ülkeleri gittiğinde Hizbullahı silahsızlandırma “gizli†göreviyle gittiğinde ortalık karışmayacak mı?

Karışabilir aslında.

En azından Amerika da bir baskı yapıyor. Şimdiden baskı başladı. Ama zannetmiyorum. Özellikle Fransa, Fransızlar zaten Lübnan’da daha önce de vardı. En azından kültür olarak.

Bir çatışma var; görünmeyen, bir anlaşmazlık var Fransa ile Amerika arasında. Bir de İsrail’in çıkarı için Lübnan’ı mı kaybedecekler Fransızlar ya da Türkiye. Zannetmiyorum ki, Mehmetçik gidecek orada, üstün olan olmayan, Hizbullah’ın işiyle uğraşacak. Biraz zor gibi geliyor bana.

Şimdi bu şartlarda, 5 bin asker, o kadar silahı da yok, uçağı da yok, ne yapabilir ki.

Bir de bir şey söyleyeyim mi size; Hizbullah silahından bahsediliyor. Hizbullah silahı ortada yok. Ben güney Lübnan’ı çok dolaştım, hiç görmedim. Çok kişi geldi söyledi. Görünmüyor ki. Oradaki halk silahlı evet. Orada yaşanların çoğunluğu, belki yüzde 80’i Şii, Hizbullah taraftarı. Halk silahlı.

-Peki askerler oraya yönlendirilecek. Sonra bunların slihsızlandırmaya çalışırsa ne olacak?

Asker yok diye Hizbullah var. Asker gelsin diyor. Zaten askerin işi ne. Ordunun en birinci görevi sınırı muhafaza etmek. Gelsin muhafaza etsin, güçlü olsun. Onu yapabiliyorsa Hizbullah’a gerek yok.

Yapamazsa, oradaki halk, yapabilecek birileri çıkacak. Hizbullah olmazsa başkaları çıkar. Zaten Hizbullah olmazsa, Emel hareketi olur. O da Şii, onun da varlığı var. Olmazsa Komünist Partisi olur. Olmazsa Filistinliler kendi meselesini çözer, zaten kampların içinde silahları da var.

Ordu yok ki, sen gelip muhafaza etmiyorsun. Hırsızlar dışarıda sen kendi başının çaresine bak. Nasıl bakacak?

Durum böyle, durum karışık.

-Birleşmiş Milletler’e güveniyor mu Lübnan halkı?

Zannetmiyorum, kimse güvenmiyor. Birleşmiş Milletler’in şimdiye kadar dikkat çekici bir şey var. 1701 sayılı karar gibi bir karar ilk defa uygulandı. O da aslında belki İsrail zor durumda olduğu için. Birçok kararları var, ilk defa bu karar kabul edildi. O da İsrail zor durumda olduğu için kabul edildi.

-Türkiye asker gönderirse, Lübnan halkı veya Hizbullah buna nasıl tavır gösterir?

Bence tahminim, Türk askeri giderse, Hizbullah’la bir mücadeleye girmezse, hiç sorun olmaz. Sorun gelmek yada gelmemek değil Ne yapacağı önemli. Yaptığı anda durum değişir. Ama zannetmiyorum, Türkiye gidip yeni bir düşman mı kazanacak orada.?

-Türkiye’de aslında bunun bir risk olduğunu düşünüyor...

Tabii, aslında bu bir risk. Bencil olarak düşünürsek, Türkiye’nin çıkarları ne olabilir ki orada. Bence onu düşünmek lazım. Çıkarı var mı yok mu. Etkisi olacak mı. Türkiye illa asker göndermekle değil, mesela Kızılay yardımı da gönderebilir.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hayır, yok. Çok teşekkür ediyorum. Halkevleri ve halkevleri gibi düşünen arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Filistin için yapılan, Lübnan için yapılan çalışmalar gerçekten moralimizi düzeltiyor. Zaten bize yakın olduğunuzu hissedebiliyorum.

Biz de teşekkür ederiz.

Bu site Filistin mücadelesine destek amacıyla Can Grafik tarafından hazırlanmıştır.