| İsrail tecrit edilmeli |
27 Eylül 2009 |

İsrail zindanında tutsak bulunan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Genel Sekreteri Ahmad Saa'dat'ın avukatı Mahmoud Hassan, müvekkilinin özgürlüğü için uluslararası dayanışma ve İsrail'in tecrit çağrısında bulundu.
Tutsak Filistin milletvekili ve FHKC lideri Ahmad Saa'dat'ın avukatı Mahmoud Hassan, dün akşam İstanbul'da Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği'nde düzenlenen söyleşinin ardından sorularımızı yanıtladı. Av. Hassan, İsrail hapishanelerinde Temmuz ayı itibarıyla 7 bin 663 Filistinli bulunduğunu belirtti, bunların 336'sının çocuk olduğuna dikkat çekti. Hassan, tutsakların 380'nin hiç mahkemeye çıkarılmadığını ifade etti. Hassan, başta Ahmad Sa'adat olmak üzere tüm Filistinli tutsaklar için uluslararası dayanışma çağrısında bulundu.
Av. Mahmoud Hassan, işgalden sonra Gazze'nin durumu ile ilgili soruya şu yanıtı verdi: “Yıkımlar hala duruyor; demir, çimento Gazze'ye giremiyor. Temel gıda ihtiyaçlar içeriye girmiyor. İnsanlık dışı durum hala devam ediyor. Ve durum kıtlığa doğru yol alıyor.” Hassan, Gazze için de, başta boykot olmak üzere her türlü araçla uluslararası dayanışma çağrısı yaptı.
İsrail zindanlarında esir tutulan Filistinli tutsakların durumu nedir?
Filistinlilerin hepsi, suçu ne olursa olsun askeri mahkemelerde yargılanıyor. Genel olarak tutsak sayısı inişli çıkışlı olduğu için belli bir sayı veremiyoruz. 1967'den itibaren ortalama 10 bin civarında diyebiliriz. Bu tarihten itibaren Filistinli erkeklerin yüzde 40'ı hapishaneye girmiş durumda. Filistinli parlamento üyelerinin yüzde 60'ı hapishane mezunu. Halkın toplamının yüzde 20'si hapishane ile tanışıklığı var.
Son dönemlerde bu sayıda bir azalma görüldü. Temmuz ayında yaptığımız araştırmaya göre İsrail hapishanelerinde tutuklu Filistinli sayısını 7 bin 663 tespit olarak ettik. Bunlardan 380 civarında tutsak, hiçbir mahkemeye çıkarılmadı. 336'sı çocuk, 56'sı kadın tutsak bulunuyor. Kadın tutsakların 30'u 18 yaşın altında. Filistinli avukatlar tarafından kurulan avukatlar grubu Al Dameer, yaklaşık 400 tutsakla ilgileniyor.
Filistinlilerin hepsi askeri mahkemelerde mi yargılanıyor?
İsrail, askeri bir varlık olduğu için Filistinliler çalma, hırsızlık, dövme gibi her türlü suçtan askeri mahkemelere çıkarılıyorlar. 1997 yılında İsrail iç hukukunda bir değişikliğe gitti. İsrail askeri kanuna göre; Batı Şeria ve Gazze'de herhangi bir ihlal veya 'suç'tan “bölge güvenliğine zarar”dan yargılanabilir durumuna getirildi. “Bölge güvenliğine zarar” demek, askeri mahkemeye çıkmak demek.
Filistin polisi bile “bölge güvenliğine zarar”dan tutuklanabiliyor. Filistin polisi iki ruhsat alır. Biri Filistin yönetimince verilir, diğeri İsrail tarafından. Sadece Filistin yönetiminin verdiği ruhsatla elinde silahla yakalanan veya kendi bölgesinin dışına çıkan Filistin polisi de askeri mahkemeye çıkabilir ve bu şekilde çok sayıda polis yargılandı.
Hukuki ayrımcılığa örnekler verebilir misiniz?
İsrail tam bir aparthaid ve ırkçı bir rejim. İsrailliler için gözaltı süresi 24 saatken Filistinliler için 8 gün. Zaten sistem toptan ayrılmış durumda. İsrailliler sivil mahkeme önüne çıkarılıyor, Filistinliler askeri mahkemeye. Bir soruşturma açmak ve suç listesi yöneltmek İsrailliye 30 gün süre verilirken, Filistinliye 90 gün. Ve bu 90 günün bir 90 gün daha uzatılma şansı var. İsrailliye hapishaneye girer girmez avukatıyla hemen görüştürülürken, Filistinli 90 gün boyunca görüşmeden mahrum bırakılabiliyor.
Ahmad Saa'dat'ın son durumu nedir? Esir değiş tokuşu tartışması vardı?
İlk başta Aşkelon hapishanesindeydi Saa'dat ve orada Filistinli liderlerle görüşme imkanı vardı. Marvan Barguti gibi. Sonra Ramon hapishanesine taşındı. Bu taşınma tam bir tecritti. Çünkü Ahmad Saa'dat bundan önce bir grev gerçekleştirmişti. Bunun nedeni Filistinli esirlerin hapishane içinde başka haklar kazanmasıydı. Bu hak kazanıldıktan sonra Saa'dat'ın kışkırttığı düşünülerek başka bir hapishaneye taşımayı düşündüler. Bu süreç içerisinde İsrail mahkemeye gizli bir belge yolladı. Ahmad Saa'dat'ı İsrail bir tehlike olarak görüyor. Mahkemeye artık bu olaylara karışmayacağını, Saa'dat'ı tamamen hapishaneler müdürüne bırakacağını ve o hiçbir şekilde el atmayacağını bildirdi.
Esir değiş tokuşuna gelirsek, Hamas, “Ahmat Saadat işin içinde olacak”, İsrail “Hayır olmayacak” diyor. Ama bu olay tamamen bunun dışında.
Ahmad Saa'dat için neler yapılabilir?
Avrupa Parlamentosu'ndan bir heyet oluşturuldu. Heyet İsrail'e gitti. Temel amacı İsrail'de bulunan Filistinli parlamenterleri ziyaret etmekti. Ama “yüksek” delegeleri İsrail yasakladı ve “onları ziyaret edemezsiniz” diye bir karar çıkarttı.
Güney Afrika ırkçı rejimin yıkılması nedenleri, temel ayakları boykottu. Her taraftan bu rejimi kuşatan bir boykottu. Uluslararası alanda, kültürel ve ekonomik alanda ve askeri alanda. Şu anda baktığımızda İsrail'in Dışişleri Bakanı yasa dışı yerde yaşıyor. El Halil'in yakınında Gastyan yerleşim bölgesinde. Bütün dünya onunla görüşüyor. Oranın boşaltılması gerekiyor. Ama buna rağmen gidiyor. Bu adam gittiği zaman bir kere herkesin boykot etmesi gerekiyor.
Hapishaneler için de aynı şey geçerli. Son dönemde İngiliz bilim adamlarının bir boykot kararı oldu. İsrail üniversiteleriyle hiçbir ilişki içinde olmayacaklarını beyan ettiler. Bu, İsrail'i en çok korkutan yaptırım biçimidir. Türkiye için de böyle. Bunun çok önemli olduğunu söyleyebilirim.
Ayrıca uluslararası mahkemelere veya yaşadığımız mahkemelerde davalar açabiliriz o adamlara karşı. Davalar kazanılırsa, onların bu ülkelere girmeleri tehlikeli hale gelir. Önlenebilir.
Gazze'de son işgalden sonra durum nasıl? Gazze'deki tecrit koşullarında bir iyileşme var mı?
Benim kişisel olarak girmem hala yasak Gazze'ye. Çünkü hala abluka devam ediyor. Savaştan sonra hiçbir değişiklik olmadı. Yıkımlar hala duruyor; demir, çimento Gazze'ye giremiyor. Temel gıda ihtiyaçlar içeriye girmiyor. İnsanlık dışı durum hala devam ediyor. Ve durum kıtlığa doğru yol alıyor.
BM, İsrail'in insanlık dışı kararına, Hamas'ı da eklemişti. Keza akabinde de Liberman'ın bir açıklaması geldi, “İsrail ordusu dünyanın en insancıl ordusu diye.” Ne söylemek istersiniz?
Yapılanlar ve imkanlar hiçbir şekilde kıyaslanamaz; Hamas'la İsrail arasında. Hamas'ın attığı füzeler iki kişiyi öldürürken, İsrail'in attığı füzeler bin 500 kişiyi aşkın kişiyi öldürmüştür. Bu anlamda bir kıyaslama yapmak ne insani ne hukuki açıdan doğru olmaz.
Liberman'a gelince; Liberman bir yerleşimcidir. Kenedy anlaşmasının 4. anlaşmasının kurallarını ihlal eden bir insan olduğu için, insanların toprakların geri dönüş hakkını engelleyen bir insan olduğu için onun insani anlayışını iyi anlamlandırmak gerekiyor. Liberman, Gazze'de yaptığı son savaşta, 400 sivili öldürdüğünü bile kendi söylerken, insancıl tarafını ortaya koymuştu.
Abbas ve Netanyahu New York'ta Obama nezaretinde görüştü. Filistin halkı, örgütler nasıl bakıyor, ne bekliyor bu görüşmelerden?
Aslında Filistinli'lerin büyük bir kısmı, Oslo'nun öldüğünü düşünüyor. Çünkü Oslo'nun şimdiye kadar İsrail'e bir yaptırımı olmamıştır. 14 yıl geçti hala geldiğimiz sonuç şu; Batı Şeria ve Gazze ayrı yer oldular. Yerleşim bölgeleri o dönemden bu yana azalması gerekirken 20 kat çoğaldı. Kudüs tam bir tecrit altında. Hatta biz artık Kudüs'ün kaybolacağını düşünüyoruz. Çünkü yavaş yavaş İsrail'e aktarılıyor.
İsrail'in anlaşmalarda temel amacı süreci uzatmak. Bütün bunları yaparken, yerleşim bölgeleri, Kudüs'ü alırken, “barış için bir şeyler yapıyoruz” görüntüsü yaratmak için bunları yapıyor. Eğer Abbas, bu uzatılmış sürece dahil oluyorsa bir şekilde, dolaylı da olsa bu duruma göz yumduğunu söyleyebilirim.
ABD hala utangaç bir şekilde, sadece yerleşimde inşaatın durdurulmasından bahsediyor. Bu anlamda eski durumlar hep tekrarlanıyor. Ve artık biz her gün bir kayıp yaşadığımızı düşünüyoruz. Eski direniş yöntemlerini kullanmamız gerekiyor yeniden, diye düşünüyoruz.
Ulusal birlik çağrıları var, ama hep başarısızlıkla sonuçlanıyor. Neden?
Milli birlikten çok konuşuluyor. Ama Hamas ile Fetih arasındaki temel farklar aslında kimin bu süreci yöneteceği ve en son karar kime ait olacağı. Başka da bir fark yok. Bence milli birlik bu görüşmeler aracılığıyla sağlanamaz. Milli birlik ancak Filistin yönetimin çözülmesi ya da yeni seçimlere girilmesi ile olur. Batı Şeria ve Gazze açısından durum budur.
Ama Filistin halkı sadece Batı Şeria ve Gazze'den ibaret değil. Bunu hep tekrarlamak gerekiyor. Filistinli dışarıdaki mültecilerimiz hep unutuluyor. Meşru bir Filistin iktidarı kurulacaksa, Suriye ve Ürdün'deki mülteciler buna dahil edilmelidir. Bu yüzden yeni bir yöntem bulunmalı. Bu mülteciler nasıl bu politik kararların alındığı sürece dahil olabilir? Belki yöntem FKÖ olur.
FKÖ bir çatı partidir. Onu yeniden canlandırmak, belki hem mültecileri, hem içerideki sorunları çözebilir. Çünkü FKÖ, uluslararası alanda kabul görmüş bir çatı. Bu anlamda Filistin halkının tanınması FKÖ. Demokratik bir FKÖ; herkesi kapsayan bir FKÖ ciddi bir yeniden yapılanma, milli birliğe hizmet edebilir.
İsrail organ ticareti haberlerinden çok rahatsız oldu. Bu konuda sizlere ulaşan bir şikayet, bir tanıklık, belge var mı?
Bu olaylar İsviçre gazetesinin yazdığı yazılardan sonra patlak verdi. İsrail ordusunun bu olaylara karıştığı, Filistinlileri öldürüp organlarını aldığı iddialarıyla beraber ortaya çıktı. Filistinliler Müslüman bir halk ve gelenekleri olan bir halk. Şehitleri özellikle hızlı defnediliyor ve herhangi bir tespit yapılmadan defnediliyor. Bazen İsrail geceleri cesetleri verip hemen defnedilmesini emrediyor. O yüzden böyle çok olay patlak vermemişti. Bazı şehit aileleri bu iddiaları doğrulayacak söylemlerde bulundular. Ama net bir bilgi alabilmiş değiliz. Ama son dönemlerde Amerika'daki Yahudi organ nakli şebekesinin yakalanmasıyla oraya odaklanmış durumdayız. Ama İsrail resmi bir soruşturma başlatmış değil. Biz oradan çıkan bilgilerin takipçisiyiz. Bir bilgi sahibi olursak ona göre hareket edeceğiz.