Site içi arama

Rachel Corrie, İsrail siyonizmine karşı Filistin halkının yanında Özgür Filistin için mücadele etti.

Filistin her Filistinli ile yeniden doğar 07 Haziran 2009

El Hakim, 'Filistin; Düşle gerçek arasında' diyerek Birinci İntifada'yı çözümlemiş ve Filistin'in varlığının teorik bir sorun olmaktan çıkıp somut bir gerçeğe dönüşmeye başladığının altını çizmişti.

Filistin'de yeni bir intifada ihtiyaç mı? Olursa nasıl olur? Bir tahmin yapmaya çalışırsak, Üçüncü İntifada'nın diğerlerinden farkları ne olur?

Her intifada, kendi koşullarına sahiptir. Ama her intifada, hem halk hareketi hem de silahlı direniş olarak geniş katılıma dayanır. Ben şimdi, bu koşullarda yeni bir intifada beklemiyorum. Tabi şu çok açık: Baskılar, acımasız politikalar yeni bir intifadayı mayalıyor. Fakat ne zaman? İntifada ne zaman patlak verir? İntifadanın zamanı, direniş güçlerinin intifadanın zamanını ivmelendirebilecek bir güce sahip olup olmadığına, direniş güçlerinin birliğine bağlıdır. Mücadele bazen zirve yapar, bazen düşüş yaşar. Tek bir mekanizmaya sahip değildir.

Aynı zamanda intifada desteğe sahip olmalıdır. Desteğin hem Arap, hem de enternasyonal boyutları olmalıdır kuşkusuz. Bu elementler birlikte davranmadıkça çok zor. İlk element, işgal. Çünkü intifada işgale bir yanıttır. İkincisi, işgal altında yaşayan halkın durumudur. Şimdi Filistin halkı kendi içinde bölünmüş durumdadır. Üçüncü koşul, çevredir. Bizi çevrelen bölgelerde yaşayan insanların şimdi intifadanın zamanını ivmelendirecek bir atmosfer yaratabileceklerini düşünmüyorum. Yine de, Filistin'de yeni bir intifada için çok beklememiz gerekeceğine inanmıyorum.

Birinci İntifada'ya El Fetih, İkinci İntifada'ya Hamas rengini verdi. Birinci İntifada seküler, İkinci İntifada dini bir görünüme sahip. Üçüncüsü nasıl olur? FHKC, Üçüncü İntifada'ya önderlik etmeye hazır mı?

Birinci İntifada'ya tüm fraksiyonlar önderlik etti. Ne El Fetih, ne FHKC, ne FDKC. Tabi o zaman İslami hareket yoktu. İnsanlar sokakta idi. Sokaklara çıkmış gösteriler yapıyorlardı. Kimse intifadanın önderliğini bilmiyordu. İsrail bile intifadanın birleşik önderliğini bilmiyordu. İkinci İntifada'nın ise, tek bir önderliğinden bahsetmek mümkün değil. Her fraksiyon kendi durduğu yerden, kendi yöntemleriyle intifadaya Gazze ve Batı Şeria'da müdahale etti. Fakat Hamas, İsrail'in 1948 işgali altındaki Filistin topraklarında çalıştı ve feda eylemleriyle öne çıktı. Ama onları durdurdu şimdi. Çünkü bu eylemler, hem halk hem de uluslararası düzlemde tartışmalı.

Bu, Hamas'ın intifadaya önderlik ettiğini göstermez. Bu sadece kendi etkisi altındaki insanlara liderlik ettiğini gösterir. İkinci İntifada'yı yapan, sivil halk değildi, fraksiyonlardı. Çünkü İkinci İntifada askeri bir intifadaydı ve doğal olarak herkes askeri eylemler içinde olamazdı. Ve durdu. Bu, tüm intifadaların ulusal bir önderliğe sahip olması gerektiğini gösteriyor. Birinci İntifada'da olduğu gibi.

İşgalciler, şimdi bu yüzden ulusal bölünmüşlükten çok mutlular. Ve bizi bölmeyi sürdürmek için özel bir rol ve görev edinmiş durumdalar. Biz, bu yüzden durmadan Kahire'de başlayan ulusal diyaloğun sürmesi, ortak bir politik-sosyal bir programa kavuşturulması çağrısında bulunuyoruz. Tüm fraksiyonları kapsayacak şekilde...

Programdan kastımız, minimum bir program. Ve tüm fraksiyonlara ortak askeri komutanlık çağrısında bulunduk. Silahlı mücadele biçimlerini ve zamanını tayin etmek için... Çünkü şimdi hiçbir fraksiyon kendi başına bir şey yapamaz. Bizim durumumuzda, tüm fraksiyonlar halkı çeken, halka güven veren ortak bir liderlik yaratmakta sorumludurlar.

FHKC, üçüncüye hazır mı diye sormuştum?

İntifada emirle yönetilemez. Mesele koşullarını hazırlamaktır. Mesela, Gazze'de insanlarımız çok zor koşullar altında. Onlara şimdi bu durumda iken sokaklara çıkın diyemezsiniz. Zaten sokaklara çıkıyorlar, eylemler yapıyorlar, ama İsrailliler dışarıda. İntifada çağrısı yaparsanız, halk bunu Gazze'de nasıl yerine getirebilir? Gazze kuşatma altında. İkinci İntifada'da insanlar sınırlara yürüdüler ve vuruldular. Sınırlar, sadece çitler değil, İsrailler tarafından kontrol edilen dikenli tellerle çevrilmiş çok geniş alanlar... Dolayısıyla çok uzun bir yol yürümek zorundasınız. Bu yüzden bu çok zor.

Biz, şimdi kendimizi yeni bir düzeye hazırlayoruz. Diğer sol kuvvetlerle birlikte yeni bir demokratik siyasi anaakıma... Kutup diye ifade ettiğimiz bu siyasi anaakımın liderliğidir. Bunu başarmadıkça intifadaya önderlik edebileceğimizi söyleyemeyiz. Bu yüzden biz, bu anaakıma liderlik yapmayla ilgiliyiz. İnsanlar, ne El Fetih'ten ne Hamas'tan yana olmakta hevesli. Hayır değiller. Biz, işte bu yüzden El Fetih'ten ve Hamas'tan bağımsız bu projeye liderlik etmeye çalışıyoruz.

İnsanlar çok iyi gördü, çok iyi anladı... Ve Özerk Yönetim'den bıktılar. Onun yolsuzluklarından, politikalarından vb. Aynı zamanda bölünmüşlük var. İnsanlarımız bu bölünmüşlüğü kabul etmiyor. Halk, Hamas'ın da aynı yolda yürüdüğünü, bu politik sistemin bir parçası haline gelmeye başladığını gördü. İnsanlarımız, Hamas'ın hükümet olduktan sonra kendilerini politik, sosyal ve coğrafi olarak böldüğünü gördü. İnsanlarımız, bölünmüşlüğün, düşmanı yenmenin yolu olmadığını anlıyor, görüyor. Bu siyasi anaakımla toplumdan daha fazla ilgi çekebiliriz, parçası olmaları için. Üçüncü İntifada'yı yaratan elementlerden biri de bu olacaktır.

Gazze ne ilk ne de son halka

Katliamdan sonra Gazze'de durum nasıl?

Gazze, abluka altında. İsrail, mücadeleden vazgeçmeleri için halkın ihtiyaçlarını temin etmesini engelliyor. İnsanlarımız bunun bilincinde. Çünkü bu saldırı, sadece askeri bir saldırı değil. Filistin mücadelesinin sadece bir muharebesi. Ve bu muharebe, mücadelenin ne ilk ne de son halkası. Sadece bu sefer çok kanlı oldu.

Şu ana kadar engellemeler kalkmış değil. Abluka hala halkımızın hayatını zorluyor. Düşünün: İnsanlar evsiz... Evler yıkık... Ve onları yeniden yapmak için malzeme yok. Aynı zamanda başta yiyecek olmak üzere temel tüketim maddelerinin girişine de çok az miktarlarda izin var. Dünyaya sınırı açtıklarını söylüyorlar, ama yaptıkları engellemelerin sürmediği izlenimi yaratmak için sadece bazı giriş ve çıkışlara izin vermek.

Sosyal anlamda, ekonomik anlamda Gazze'de yaşam çok zor. İşsizlik, yükselen oranda büyümeye devam ediyor. Çoğu aile, sadece yardımlarla yaşamlarını idame ettirebiliyor. Hastaların tedavi için Gazze dışına çıkışlarına, Mısır'a geçişlerine izin verilmiyor. Mısır da, bu engellemelerin bir parçası tabi. Mısır, sınırları sadece bir ya da iki günlüğüne açıyor. Ve sadece Gazze hastanelerinde tedavisi mümkün olmayan hastaların geçişine onay veriyor.

Ve bölünme var tabi. Hamas, Gazze'de otorite şimdi. Yardımların dağıtımı rolünü Hamas üstleniyor. Ama Hamas, yardımların dağıtımını adil bir şekilde yapmıyor. Yardımlar herkese eşit ulaştırılmıyor. Sadece kendisi ile birlikte olanlara bu yardımları ulaştırıyor. Biz bu haksızlığı eleştiriyor ve reddediyoruz. Medya da katı bir şekilde Hamas tarafından yönetiliyor. Bu durum, tabi ki diğer siyasi grupların işlerini, çalışmaların zorlaştırıyor.

Bölünmüşlük umudu öldürüyor

Ulusal bölünmüşlük Filistin'i, Filistin davasını nasıl etkiliyor?

Elbette bölünmüşlük mücadeleyi olumsuz etkiliyor. Özellikle Gazze ve Batı Şeria arasındaki coğrafi bölünmüşlüğe, politik bölünmüşlük eklenmesi çok önemli bir tehlike. Bölünmüşlük halkımızın umudunu öldürüyor, onları yıldırıyor. Mücadeleyi zorlaştırıyor. Bölünme her zaman bizim mücadelemize karşı. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) tüm Filistinliler tarafından destekleniyordu; sadece Yaser Arafat'tan kaynaklı değil, programından kaynaklı. FKÖ programı, tüm Filistinlilerin taleplerini kapsıyordu.

Diğer bir şey, her fraksiyon, hem içeride hem de dışarıda farklı programa sahip. Biz bu bölünmüşlüğü giderecek bir minimum program arayışı içindeyiz. Hepimizin üstünde anlaştığı bir deklarasyon zaten var. Tutsakların deklarasyonu... 2005'te hazırlanmış başka bir ortak deklarasyon daha var ayrıca. Filistin davasının her anlamda -özerk yönetim sadece yönettiği bölgelerden sorumlu olabilir- tek meşru temsilcisi FKÖ'nün yeniden kuruluş deklarasyonu bu. Biz, bu deklarasyonlara geri dönülmesini ve bunlara uyulmasını sağlamaya çalışıyoruz.

Halkımızın, El Fetih ve Hamas arasında bölünmesini kabul etmiyoruz. Her yerde, her fırsatta bunu zorluyoruz. Kampanyalar düzenliyoruz. Mesela, Kahire görüşmeleri için bir sloganımız var. Onlara şöyle sesleniyoruz: “Anlaşmazsanız, geri gelmeyin!” Diğer bir slogan da şöyle: “Anlaşamazsanız, cehenneme gidin!” Fakat El Fetih ve Hamas'ın, anlaşmazlığı çözmek amacı taşıdığını düşünmüyoruz. Alternatif bir anaakım kurmak bu yüzden önemli.

Filistin Sol Cephesi önemli bir fırsat

Sizin yeni bir anaakım ve kutup olarak tarif ettiğiniz Filistin Sol Cephesi, 2008 yılında kuruldu. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin Demokratik Halk Cephesi ve Filistin Halk Partisi tarafından oluşturulan bu kutbun şimdiki durum ne?

Bu, yeni doğmuş bir cephe. Sol Cephe inisiyatifi, Filistin solunu birleştirmek amacıyla bir tartışma ve diyalog zemini olmayı amaç ediniyor. İnisiyatif bileşenleri, hazırladıkları ortak deklarasyonla daha fazla parti ve örgütü kapsayacak bir diyalog ortamı oluşturulmasını, işgale karşı Filistin solunun birleşik programını oluşturmak üzere hazırlıklara başlanmasını, sosyal ve demokratik mücadelede birlikte pratik adımlar atılmasını, ezilen ve sömürülen sınıfların çıkarlarının daha etkin savunulmasını amaç ediniyorlar.

Ama Sol Cephe, politik duruşlar itibarıyla kendi içinde farklılıklar barındırıyor. Mesela şimdi Mahmud Abbas yeni bir hükümet kurmaya çalışıyor. Biz, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi olarak bu hükümete destek vermeyeceğiz. Fakat Demokratik Cephe destekleyeceğini açıkladı. Bu, Filistin Sol Cephesi içinde yeni zorluklar doğuracak. Şimdi sol kutup, Kahire görüşmelerinde olduğu gibi ortak tutumlar belirlemeye çalışıyor. Bu cepheyi büyütmek, bileşeni olan sol kuvvetler arasındaki politik farklılıkları çözmekle mümkün olacaktır. Dolayısıyla hem içeride, hem de dışarıda daha fazla zamana ihtiyacımız var.

Direnişler 'Yeni Ortadoğu'nun yapı taşları

ABD eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, İsrail Başbakanı Ehud Olmert’le 25 Temmuz 2006’da yaptığı görüşmede, “Yeni bir Ortadoğu zamanı” demişti. Olmert, başıyla onaylamıştı. Ancak İsrail önce Beyrut'ta, şimdi de Gazze'de yenildi. Dolayısıyla şunu söyleyebilir miyiz: Evet, yeni bir Ortadoğu doğuyor. Ama emperyalizmin değil, direnen halkların Ortadoğu'su?

Ortadoğu, her türlü komplo, ortaklık, savaş ve işgallerle -örneğin ABD'nin son Irak işgali. Ya da bölgedeki ilk işgal, İsrail'in Filistin'i işgali idi- karşılaştı. Ama bu saldırılar, her durumda bölgede direnişi doğurdu. İnsanlar her zaman direndi. Ne zaman işgal oldu, o zaman direniş patlak verdi. Gazze, bu direniş halkasının son zinciri. Gazze direnişi, Arap halkına silahlı mücadele azmi aşıladı. Bu doğru. Ama ben Gazze'de İsrail'in yenildiğini düşünmüyorum. Onlar, amaçlarına ulaşamadılar. Onlar, Filistin halkına teslimiyet dayatmasında başarılı olamadılar. Fakat saldırganlık hala sürüyor. Abluka sürüyor örneğin.

Ortadoğu hakları, özellikle işgal altında olanlar, hala direniyorlar. Fakat aynı zamanda Lübnan dışında, evet onlar işgalciyi yendiler, direnişlerin zafere ulaştığını, 'Yeni Ortadoğu'nun yaratıldığını söyleyemeyiz. Amerikan vizyonu bir açıdan Yeni Ortadoğu amacına erişemedi, ama bölge haklarının daha yürümesi gereken çok yol var. Hala özgür değiliz. Hala “Burası, halkların yeni Ortadoğu'su” diyemiyoruz. Şimdilik! Zira direniş büyüyor. Amerikan projesine karşı silahlı direniş şimdi daha gelişkin. Bu bölge için bir şans.

Gazze direnişinin aynasında Oslo Anlaşması nasıl görünüyor? Ne gibi değişiklikler var? Oslo süreci öldü diyebilir miyiz?

Evet, Amerikan planı, siyonist planı başaramadı. Ama hala ülkeleri işgal ediyorlar ve onları yıkıyorlar. Orada yaşayan insanları bölüyorlar. Bu, hedeflerinden tümünü değil, bazılarını başardıkları anlamına geliyor. Irak, Filistin ve Lübnan'daki direniş, bu projenin bölgeye yayılmasını engelleyecek. Sadece direnişler değil tabi, ama bunlar, halkların yeni Ortadoğu'sunun inşasının yapı taşları, ana faktörleri olacak.

Mücadele cephesi yaratmalıyız

Ortadoğu'da antiemperyalist birleşik mücadelenin olanakları nedir? Ne yapmalı?

Bu coğrafyada yaşayan halkların karşı karşıya kaldığı düşman aynı olduğuna göre koordinasyon bizim görevimiz. Şimdi biz koordinasyon içindeyiz. En azından Lübnanlılarla, Iraklılarla, Türklerle... Fakat daha ileri adımlar atmaya ihtiyacımız var. Sadece koordinasyon değil, bir mücadele cephesi yaratmalıyız. Türkler örneğin Filistin davası için büyük bedeller ödediler. Filistin'de tutsak ve şehit düştüler. Hala gelip Filistin'de bizimle birlikte savaşmak isteyen Türkler var. Fakat bu yeterli değil. Çünkü direniş kuvvetleri arasında ideolojik, politik çok sayıda farklılık var. Politik sorunlar arasında farklılıklar var. Fakat koordinasyon ortak eylemi sağlayabilir ve bizi böyle bir direniş cephesine götürebilir.

Filistin gerçek!

Filistin halkının 'Bilge'si George Habaş, Birinci İntifada'da Filistin için “Düşle gerçek arasında” demişti. Şimdi, 2009'da Filistin nerede? Düşe mi, gerçeğe mi yakın?

Filistin gerçek, Filistin gerçek! El Hakim, “Filistin; Düşle gerçek arasında” diyerek, Birinci İntifada'yı çözümlemiş ve Filistin'in varlığının teorik bir sorun olmaktan çıkıp somut bir gerçeğe dönüşmeye başladığının altını çizmişti. Fakat, ne yazık ki, Filistin burjuvazisi Yaser Arafat liderliğinde, silahlı bir direniş ördü, ama sonuna kadar gidemedi. Anlaşmalar yaptı ve teslimiyetçi bir tavır gösterdi. İntifadayı politik mücadelenin bir aracı olarak değil de, uzlaşma görüşmelerinin bir kartı olarak kullandı. Şu gerçeğin altını çizmek istiyorum:

Filistin, her Filistinli ile yeniden doğar. Ghassan Kanafani der ki; her çocuk, Filistinliler dışında ana yurdunda doğar. Geri dönüş talebi çok önemli bu yüzden. Şimdi geri dönüş talebiyle çok büyük bir hareket var. Eskiden farklı olarak geri dönüş merkezlerimiz var...

Bu site Filistin mücadelesine destek amacıyla Can Grafik tarafından hazırlanmıştır.