Site içi arama

Rachel Corrie, İsrail siyonizmine karşı Filistin halkının yanında Özgür Filistin için mücadele etti.

Filistin direnişi ve kadın 25 Mayıs 2009

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Siyasi Konsey Üyesi Leyla Halid’le BEKSAV Nazım Hikmet ML Bilimler Akademisi’nde, 18 Mayıs 2009 tarihinde bir söyleşi düzenlendi. Katılımcıların çoğunluğunun kadın olduğu toplantıda Leyla Halid, kısıtlı zamanı karşısında, kendisine yöneltilen sorular ışığında Filistin’deki kadınların sosyal, siyasal durumu ve özellikle HAMAS ve FHKC’nin kadınlara bakışı konusunda bizleri bilgilendirdi. Söyleşinin sorularını ve yanıtlarını -Arapça çeviride çevirmenin kısmen zorlanmasına karşın- görüşleri öz itibarıyla koruyarak, kimi ifade bozukluklarını düzelterek sunuyorum.

Giriş Sunumu
Leyla Halid:

Ben burada olmaktan çok mutluyum. Sizinle tanıştığım görüştüğüm için çok mutluyum. Hoş geldiniz, aranızda yeni yüzler de görüyorum. 2004’te BEKSAV bizi çağırdı, geldim panel yaptık. Bu sefer de Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği davet etti. Geçen sefer de, bu sefer de sizi tanıyor gibiyim. Sanki kendi ülkemde gibiyim. Sizi kendimden uzak görmüyorum.

Buranın açılması (Nazım Hikmet ML Bilimler Akademisi’ni kastediyor-NB) özgürlük demektir. Bizim de Filistin’de buna benzer bir yerimiz vardı. Buraya benzer, okul gibi bir şey. Yalnız bize FHKC’ye ait bir yerdi. Lübnan ve Gazze’deki okul gibi yerlerimizi İsrail bombaladı yok etti. Buraya sol yapılardan bir sürü insan gelecek, onlara her defasında yeni bir şey yapacağınızı hissettirin. Belki biz de buraya öğrenci gönderebiliriz.

Demin apartman girişinde Gazze’den Meryem’le (Meryem Abu Dakka- FHKC Siyasi Büro Üyesi ve Kadın Kolları Sorumlusu- NB) telefon görüşmesi yapıyordum. Sizlere, herkese çok sıcak selamlar gönderdi.

HAMAS’ın etkin olduğu bölgelerde Filistin kadınının içinde bulunduğu durum nedir?

Kadının Karşısındaki HAMAS

L.H: Sizin dediğiniz bölge Gazze oluyor. Bu etki de bütün olarak Filistin halkı üzerinde oluyor. Ama tabiî ki kadın üzerinde daha çok oluyor. Orayı HAMAS ele geçirdiği için kendi fikirlerini de her yere yayıyor; bu ilk sorunumuz. Gazze’nin İsrail tarafından işgali olmadan önce hükümet kadınlar için yeni yasalar çıkarmaya hazırlanıyordu. Aslında söz konusu kanunlar bütün toplumu etkileyecek kanunlardı. İşgal gerçekleşince işgalciler o kanunların çıkmasına da engel olmuş bulundular.

Umut ediyoruz ki Gazze’de yaşanan bütün bu olumsuzluklar biter. Biz de tam olarak bilemiyoruz ama kadınlara karşı, kadınları çok zor duruma düşürecek kanunlar hazırlıyorlar. HAMAS kadınları kendi görüşlerine uydurmaya çalışıyor, kadınlar buna uyuyor. Kadın kapanmayacak, erkeklerle gezecek, öyle bir şey yok! Kadınlar hicap takmak zorunda. Oysa bizde herkes eşit, kadınlar açık ve eşittir. Herkes biliyor ki bugün Gazze’de başı açık olan sadece Meryem Abu Dakka’dır.

Biz HAMAS geldiğinde her şeyin daha iyi olması lazım diye düşündük. Kadınların daha özgür olacağını düşünüyorduk. Her şey tam tersi oldu. Kendimizi daha çok baskı altında hissediyoruz. Bir kadınlı evlilik vardı. Bunu 2., 3., 4. evlilikler izliyor. Şimdiden şeriat kanunlarını uygulamaya başladılar. Bunlar bize çok ters. Onlar bizim tam tersimiz. HAMAS, kadınlarımız ne istiyor, bunları duymak bile istemiyor. Onlar biz kadınlara karşılar. Saçlarımızın açılmasına, sesimize, kıyafetimize karşılar. Sorun onların beyinlerinde. HAMAS’ın programları kadınlara karşı. Kadınlara karşı programları var ve kadınlar konusunda sürekli sorun çıkartıyorlar.

Belki duymuşsunuzdur son gelişmelerden önce HAMAS tarafından bir kız öldürüldü. Sevgilisiyle el ele yürüdüğü içi. Yapılan soruşturmada ele ele tutuştuğu kişinin onun nikâhlı eşi olduğu anlaşıldı. Yapılan uygulamalar Muhammed döneminde bile olmayan şeyler. Soruşturma sonrası HAMAS özür diledi ama bu defa olay genel bir mesele değil kişisel bir sorunla ilgili diyerek geçiştirdi. Özetle bu karanlık bir düşünce.

Biz kadınlar mücadele etmek zorundayız. Hem İsrail’e karşı hem de içimizdeki, toplumuzdaki bu kapalı, karınlık düşünceye karşı. Hem akli, fikri hem de pratik mücadelemiz devam ediyor.

Bir şey daha var. Belki biliyorsunuz. HAMAS liderlerinden biri 4 karısı ve 13 çocuğu ile saklandığı evde öldürüldü. Onun ruhu, fikri; insanları, kadınları çocukları savunmakta olmalıydı, saklanmakta değil. Bizim görüşümüze göre evinde saklanması yanlış. Bizi korumadığı gibi kendisi de gitti. Direnmedi. Böyleleri hala var ama bize böyle yaşam tarzını doğru bulmuyoruz.

FHKC Siyasi Büroda yer alıyorsunuz. Hem silahlı direnişçi olduğunuz dönem hem de şimdiki dönemde kadın olarak ne tür zorluklarla karşılaştınız?

Daha önceki konuşmalarınızın birinde ve şimdi de HAMAS’la birlikte kadınların mücadelesinin gerilediğini belirtmiştiniz. İsrail ortak düşman, tamam da kadınlar buna nasıl tepki gösterdiler?

Kadınlar bir ara doğuma teşvik ediliyordu, şimdi de böyle mi?

Anne olmak Filistinli kadın için Marksist bir görevdir

O kanunları tartışıyorlardı, çıkarmaya kalkışıyorlardı ama savaş olunca orada bir kenarda kaldı.

Bizim için kadının görevi Filistin için Marksist bir görevdir. O da anneliktir. Herhangi bir kadın doğurmak istemiyorsa bu büyük bir yanlışlıktır. Tabiat anaya karşı gelmektir. Diyecektir ki; “çocuk doğurmaya zamanım yok ya da şeklim bozulur, çocuğum sorumluluğunu taşıyamam.” “Zamanım yok doğurmaya, devrimcilik yapacağım ya da özgürlüğüm kısıtlanacaktır” diyecektir. Tüm bu sorunlara tabiat anamız karşı çıkıyor. Fikren biz de karşı çıkıyoruz.

Siz daha önce hamileydiniz (salondaki kadınlardan birini gösteriyor) ve çok korkmuştunuz. “Anneliğiniz faaliyetlerinizi yürütmenize engel olur” diye. Bence size göre de bana göre de doğumdan sonra bu teşvik edici oluyor. Bu defa hem kendi özgürlüğün hem çocuğunun özgürlüğü için daha çok çalışıyorsun. Hepimiz çocuk da doğurabilir, işimizi de yapabiliriz. Ancak çocuk doğurmak şu anlama gelmiyor: otur ve bir düzine çocuk doğur!

Annelerimizi düşünelim. Onlar bizi doğurdu, bu seviyeye getirdi. Biz de sorumluluklar üstlendik. Aynısını biz de yapalım, biz de sorumluluk üstlenelim. Ben bir annenin kızı olmaktan gurur duyuyorum. Bir kadının kızı, bir kadının oğlu olmak gurur verici. Kadınım diye gurur duyuyorum. Gurur duyuyorum hem kadınız, hem emekçiyiz, hem özgürlük istiyoruz, hem devrimciyiz diye. Çocuklar doğurduk. Yarın onlar da devrimci olacaklar. Onlar da bizim yolumuzdan yürüyecekler.

Baştaki soruya gelecek olursak. Yani askeri ve siyasi mücadele dönemime ilişkin soruya. Aslında siyasi mücadele dönemim bir öncekinin parçasıdır. Ve şimdiki mücadelem daha iyi bir seviye oldu. Benim şimdiki durumum siyasi ama öldüren siyasettir.

Hani kadın olarak karşılaştığınız engeller, örgüt içindeki engeller neydi?

Engeller beni durduramadı. İşgal daha büyük bir engeldi ve beni durduramadı. Ben başladığımda küçüktüm. Bütün gayretimle silahımı elime aldım. 1968’den 1982’ye kadar silahımla mücadele ettim. 1982’de silah taşımaktan men edildim. Çünkü hamileydim. Bununla birlikte ben de düşündüm. Hamileydim ve silah taşımam yanlış bir şeydi. George Habbash ‘Bir sürü hamile kadın var ve silah taşımıyorlar sen de taşımamalısın’ dedi. Silahı bıraktıktan sonra Suriye’ye, oradan Ürdün’e geçtim. Şimdi 65 yaşındayım ve silahsızım.

Kadının doğurmasına ilişkin anlattıklarınız Filistin için anlaşılabilir. Ama bizde böyle değil. Kadını sokaktan, yaşamın içinden eve tıkılmak için çocuk doğurma teşvik ediliyor. Tayyip 3 çocuk yapın diyor. Görüşleriniz tüm kadınlar için mi, yoksa Filistinli kadınlar için mi geçerli?

Sizin hükümet doğaya karşı geliyor diyemem. Ben kendi fikrimi söylüyorum. Sizin kanunlarda 1 çocuk, 2 ya da 3 çocuk zorunluluğu var mı bilmem. Bu konuda bir şey söyleyemem. (Aslında Leyla Halid kadının doğurmasının Filistin halkı açısından önemini, bunun aynı zamanda görev oluşunu belirtmişti. Hem Filistin hükümeti, hem direniş örgütleri işgale karşı direnmenin, var olmanın bir biçimi olarak çocuk doğurmayı savunur. Türkiye’deki hükümetin ise bu konuya ilişkin yaklaşımının Filistin’in özgül durumu ile karıştırılmaması gerektiği gibi, gerici faşist TC hükümetinin ilericileri, devrimci ve emekçileri bağlayıcı bir yanı olamaz. Haliyle Leyla Halid çeviride yaşanan kısmi sorun nedeniyle sorunu tam anlayamadığı için ‘Bu konuda bir şey söyleyemem’ demek zorunda kalıyor. NB.)

FHKC içinde ayrı bir kadın örgütlenmesi var mıdır? Kadın özgürlüğü için ayrıca nasıl bir mücadele çizgisi izleniyor?

FHKC’de erkeklerin kadınlara karşı tutumu denetleniyor

Bizde, FHKC’de kadın erkek eşittir. Hiçbir sorunumuz yok. Ayrım yok, aynı rollerde aynı işleri yapıyorlar. Ben ya da benimle olan erkek arkadaşların kadına karşı tutumu nedir sürekli denetliyoruz. Bizimle çalışan bazı kişiler vardı. Kadınlara hak ettiği şeyleri vermiyorlardı. Biz onları seçimlerde seçmedik. Baktık eşine söz vermiyor, hak tanımıyor onları yüksek mertebeye seçmedik.

Bizim örgütümüz FHKC’de kadınlar her yerde, en alt kademede ve en üst kadroya kadar her aşamada rol alıyorlar. En son seçimlerde üç tane kadın siyasi büroya seçildi.

Siyasi büroda kaç kadın var. Erkeklere göre yüzdelik oranı nedir?

Yüzde 25.

Düşük bir sayı değil mi?

Bizim toplumumuza göre yüzde 25 yüksek bir rakam. Biz kadınlar başta yoktuk sonra katıldık. Merkez Konsey’e kadar geldik. Önümüzdeki günlerde Filistin’deki, FKÖ içindeki 16 örgütün kadın kollarıyla genel bir konferans düzenleyeceğiz. 24 yıl aradan sonra bu bir ilk toplantı olacak.


Hazırlayan: Hatice Eroğlu Akdoğan

Bu site Filistin mücadelesine destek amacıyla Can Grafik tarafından hazırlanmıştır.