Site içi arama

Rachel Corrie, İsrail siyonizmine karşı Filistin halkının yanında Özgür Filistin için mücadele etti.

Gazze Kadınları 15 Mart 2009

Filistinli kadınlar yükselen yoksulluk ve işsizlikle birlikte ellerinden geleni yapacaklar. Yasa reformu, stratejik cinsiyet gereksinimleri ve toplumsal cinsiyet üzerine düşler… hepsi gerçekleşecek hepsi ilerleyen yıllarda çekmecemizde olacak....

Rochelle Jones: İsrail’in Gazze üzerindeki saldırıları büyük harcamalar gerektirdi. Şu andaki durum hakkındaki anlayışınız ve analiziniz nedir?

Islah Jad: Gazze’deki savaş durumu, Siyonist Hareketin “Yahudi [lerin] Problemi” olarak andığı, İsrail ülkesini yaratmak ve kurmak için 1948’de toplu olarak evlerinden attıkları Filistinlilere karşı uzun süredir yapılan savaşlar ve şiddetin diğer bir bölümüdür.

Siyonistler Avrupa’da Yahudilerin gördüğü eziyetin çözümünü, Filistin topraklarında bir Yahudi anavatanı kurmak ve daha sonrasında bir devlet kurmak olarak gördüler. Bu, şimdi dünyanın dört bir yanına yayılan bir milyondan fazla Filistinlinin ihracına neden oldu. Gazze’de, nüfusun çoğunluğunu İsrail’in iç kesimlerinden ve Gazze’ye yakın yerlerden (Majdal, Askalan, Ramleh vb) gelen mülteciler oluşturmaktadır. Gazzeliler dayandılar ve 1948’de, İsrail uçaklarının kalacak güvenli bir yer bulmak için ilerleyen mültecilere saldırmasıyla birlikte başlayan ve durmak bilmeyen savaşlara hala dayanıyorlar. 1948’deki bu kovulmayı, 1951’de Gazze mültecilerine durmak bilmeyen bir savaş başlatan genç subay Ariel Sharon başkanlığında 101 birliğinin oluşturulması, 1956’de Gazze’ye yapılan saldırı ve sonrasında, Mısır kontrolündeyken Gazze’yi İsrail denetimine alan 1967 savaşı izledi. 1970-1971’de, Sharon bazı Filistinli militanların kökünü kurutmak amacıyla Filistin mülteci kamplarına başka bir savaş başlattı. Bu esnada İsrail tanklarına yol yapmak için, mülteci kamplarında yaşayan yüzlerce fakir insanın evini de yıktı. 1987’de, önce Gazze’de, arkasından Batı Şeria’da başlayan Filistin ayaklanmaları baş gösterdi.

O zamandan sonra, Gazzeliler sürekli olarak İsrail saldırısı, kuşatması ve zulmü altında oldular. Durum, Ocak 2006’da, İslami Direniş Hareketi’nin (Hamas) Filistinli otoriteler ve Amerikalılar tarafından seçimlere girmesinin baskılanması esnasında yapılan ikinci yasal seçimden sonra daha da kötüleşti. Seçimleri kazanmak Hamas’ın hayatının hatası oldu. Geçmişlerinin temiz olması ve ulusal, siyasi gündemlerinin halka çekici gelmesi nedeniyle seçmenler tarafından desteklenerek %70’den fazla Parlamento koltuğu kazandılar. O zamandan sonra, İsrailliler Batı Şeria’daki ve Gazzedeki Filistinli bölgelere kuşatma uyguladılar. “Ilımlılar” olarak görülen ve Amerika ile bazı Arap rejimleri tarafından desteklenen Filistin otoriteleri, Hamas’a ve destekçilerine, iş yerlerini, gazetelerini ve dergilerini kapatarak eziyet ettiler. Ayrıca, çok sayıdaki üyeleri ve destekçileri İsrailliler tarafından Filistin cezaevlerine koyuldu ve liderlerinden bazıları suikast düzenlenerek öldürüldü.

Haziran, 2007’de Amerikalılar ve İsrailliler, Gazze’de Hamas’la birlikte kurulacak bir ulusal birlik devletini reddedince, Hamas kontrolü ele aldı ve zulüm harekete karşı daha da güçlendi. İktidarın Hamas tarafından ele geçirilmesinden sonra, İsrail ve Mısır tarafından Gazze üzerinde acımasız bir kuşatma uygulandı. İsrail, Hamas liderlerini ve üyelerini suikast politikasıyla hedef alınca bir çatışma patlak verdi. Mısır, Hamas’ın bölgede, İsrail’e karşı yapılan roketlerle ateş etmeyi durdurmasını ve İsrail’in saldırısını durdurmasını ve Gazze’ye yiyecek, tedarik, elektrik, su, yakıt girişine izin vermek için sınırlarını açmasını öngören ateşkes için aracılık yaptı. İsrail hiçbir zaman ateşkese saygı duymadı ve kuşatmasını daha da şiddetlendirmeye devam etti. İsrail Gazzelileri yavaş yavaş öldürüyordu, Gazze’deki ve Batı Şeria’daki Filistinlilere saldırıp onları öldürmeye devam etti. Bu da, Gazze’deki Hamas devletinin ateşkesi durdurmasına ve İsrail’e karşı roket saldırılarını devam etmesine neden oldu. 27 Aralık, 2008’de İsrail, bütün altyapıyı yıkmak ve Rafah sınırındaki binlerce ailenin yerini değiştirmek için (Mısır ile) Gazzelilere karşı toplu bir savaş başlattı.

Savaş artık, sistematik İsrail politikasının Filistinlileri topraklarından çıkartmak ve saf Yahudi devletini genişletmek adına onları kovmak için devam eden uzun serinin sadece bir diğer bölümü olmuştur. Bu, Filistin yerlilerinden kurtulmak ve Filistin topraklarını kontrol altına almak için uygulanan sürekli sömürgeci politikanın sadece bir diğer raundudur.

RJ: Bu, sizi kişisel olarak nasıl etkiledi?

IJ: Güvenliğin yokluğu her Filistinliyi etkiliyor. Ben örneğin en küçük kızımı zamanından daha önce doğurmak zorunda kaldım çünkü İsrail Askeri Devleti, Ramallah, Batı Şeria’da vizemi yenilemeyi reddetti. Bu, Bart Şeria doğrudan İsrail askeri kuralları altındayken 1982’de oldu. Askeri yönetici, belgelerimi yenileteyim diye ülkeyi terketmem için beni zorladığında havaleden acı çekiyordum.

Öğretmenlik yaptığım üniversite olan "Bir Zeit", İsrail askeri emirleri tarafından 14 defadan fazla kapatıldı ve 1988’den 1992’ye kadar 4 sene boyunca tamamen kapalı kaldı. Öğrencilerimizden çoğu İsrail kuvvetleri tarafından öldürüldü ve birçoğu İsrail cezaevlerinde. Biz üniversitemize kitap almakta birçok zorluk yaşadık – bize ulaşmadan önce aylarca İsrail limanlarında kalmaları gerekiyor ve kitaplarımızı ve laboratuar malzemelerini almak için çok yüksek vergiler ödemek zorunda kalıyoruz. 1998’den bu yana Gazze Şeridi’nde daha fazla araştırma yürütemiyorum – video konferans ile veya telefonlarla haberleşmek zorundayız. Üniversite Gazze’den gelen bütün öğrencileri kaybetti.

Gazze’den Cinsiyet ve Gelişme üzerine master programına kayıtlı olan mezun öğrencilerim var, fakat yöneticiliğini yaptığım Kadın Araştırmaları Enstitüsü’ne ulaşamadıkları için öğrenimlerini bitiremiyorlar. Bütün dünyadaki Müslümanlar tarafından ikinci kutsal yer olan Kudüs’ün Arap kısmına 1992’den beri erişemiyorum. Kudüs, Filistinliler için önemli bir sağlık, eğitim ve dini merkezdir. Bütün Filistin şehirlerini birbirinden, ve bütün Filistin köylerini bir diğerinden ve diğer şehirlerden ayıran 700’den fazla İsrail kontrol noktasında saatlerce beklemeden Ramallah’ın güneyi Nablus’a ve Jenin’e gidemiyorum.

RJ: Gazze’deki Filistinli kadınlar şu anki krizden nasıl etkileniyorlar?

IJ: Gazze’deki Filistinli kadınlar tüm anlamlarda mahvedildi. Televizyon ekranlarında tüm gördüğümüz, çok sevdikleri evlatlarının tabutları üzerinde gözyaşı döken kadınlar. Gazze’deki kadınların 27 Aralık’ta savaşın başlamasından beri suları yok, elektrikleri, yiyecekleri, ilaçları, yakıtları veya sığınıkları yok. Kadınlar ailelerine su, odun, yiyecek ve sığınacak yer sağlamak zorundalar. Birçok kadın evlerinin molozları içinde gizlenen çocuklarını bulmak için kazı yaparken görülüyor. İki anne öldürüldü ve genç yaştaki çocukları evlerine Kızıl Haç gelene kadar 4 gün boyunca susuz ve yiyeceksiz annelerinin ölü bedenlerinin başından ayrılmadılar.

Bütün aileler İsrail ağır silahları tarafından havadan, denizden ve karadan vurulmakta. Samouni ailesinin örneği sadece bir olay. Samouni ailesi, Gazze’nin dış mahallerindeki tarımsal arazide çalışmaktalar – büyük ve geniş bir aileler. İsrail ordusu geçen hafta aileye tek bir evde kalmalarını emretti. 160’dan fazlası bir araya toplandı ve hepsi bir eve yerleşir yerleşmez, ordu ateş açarak 30 kişiyi oracıkta öldürdü – çoğu kadın ve çocuktu.

Onlarca ev içinde oturanların başına yıkıldı. Birçok aile Filistinli mülteciler için Birleşmiş Milletler tarafından idare edilen (UNRWA) boş okullara taşındı, fakat İsrail topları onları yeni sığınaklarında da izledi ve öldürdü, bir örnekte 42 Filistinli – ve yine çoğu kadınlar ve çocuklar. Bu, Gazze’deki UNRWA yöneticisinin Gazze’de sivillere karşı işlenen birçok savaş suçunun belgelendirilmesi için uluslararası bir inceleme başlatmasına neden oldu.

RJ: Hiç İsrailli kadın hakları eylemcilerinden gelen bir dayanışma ve bir hareket var mı?

IJ: Bu yazının yazıldığı şu ana kadar, Gazze’deki savaş İsrail halkının %91’ı tarafından onaylandı. Birkaç İsrail örgütlenmesi Filistinlilere arka çıkmak için çaba sarfediyor, özellikle de İnsan Hakları için doktorlar. İsrailli kadınların örgütlenmeleri, orduları ve devletleri tarafından İsrailli kadınlara ve çocuklara karşı işlenen savaş suçunu duyurmak için genelde parmak kıpırdatmadılar. Şu ana kadar 930 Filistinli öldürüldü [18 Ocak 2009 itibariyle. Ç.n.] – 292’si (%32) çocuk ve 75 tanesi (%8.2) kadın. Buna rağmen, kadınlar ve çocuklar için olan hiçbir İsrail örgütlenmesi bu çılgın savaşa karşı açık ve kesin bir duruş sergilemedi.

Bu gibi durumlarda savaşın yarattığı darbe ve sosyal yapının tekrar örgütlenmesi kadınlara bırakıldı. Yeniden, Filistinli kadınlar yükselen yoksulluk ve işsizlikle birlikte ellerinden geleni yapacaklar. Yasa reformu, stratejik cinsiyet gereksinimleri ve toplumsal cinsiyet üzerine düşler… hepsi gerçekleşecek hepsi ilerleyen yıllarda çekmecemizde olacak.

RJ: İsrail’de Gazze’deki operasyona karşı İsrailli kadın örgütlenmeleri tarafından düzenlenen bir gösteri yapıldığını okudum. Eğer bu yapıldıysa haberiniz var mı?

IJ: Bildiğim kadarıyla İsrail’de yapılan tek büyük gösteri İsrail içinde Filistinliler tarafından başlatıldı. Eğer bahsedilen gösteri eğer yapılacaksa, şimdi yaklaşık 20 gün boyunca süren, Filistinli siviller üzerinde her türlü yıkımın yapıldığı suçlu bir savaşa izin veren geç kalmış bir girişimden bahsediyoruz. Yine de böyle bir girişim hakkında duymak ve bazı kadınların fikirlerini değiştirmek için Livni’ye yaklaşmalarını görmek güzel. Umarım ki; İsrail’deki bu küçük gruplar ve zayıf sesler güçlerini geliştirmek ve seslerini İsrail kamusunda duyurmak için fırsat elde ederler, her şeyden önce, soğukkanlılıkla Filistinlileri öldüren İsrailli askerler, o annelerin oğulları ve kadınların eşleridir. Benim tüm bu kadınlardan isteğim, erkekleri cinayetleri durdurmak için teşvik etmeleri ve emirleri yerine getirmeyi reddetmelerine ilişkin bir çağrı yapmalarıdır.

RJ: Filistinli kadınlar Gazze’de gösteri yapıyorlar. Bu cesur gösteriler ne tür etkiler yapmakta ve kadınların bu şiddete karşı seferberlik yaptığı ve seslerini yükselttiği daha başka stratejiler biliyor musunuz?

IJ: Gazze’de birçok kadın, kuşatma altındaki hedef alınan grupları kurtarmak için kendi hayatlarını tehlikeye attılar. Kadınlar, bu büyük seferberlik ile birçok evi İsrail topları tarafından yıkılmaktan kurtardılar. Kadınlar Gazze’de hayati öneme sahip acil servis sağlamak üzere seferber oldular. Ayrıca kadınlar medyada ve kitlesel haberleşmede de seslerinin bu savaşa karşı duyulmasında aktifler.

RJ: Bu uzayan çatışma hiç sonlanmayacak gibi görünüyor. Barış getirmek için geçmişte birçok strateji uygulandı – doğru yolun ne olduğunu düşünüyorsunuz?

IJ: Çok basit. 1948’den bu yana, Filistin durumunu, Kudüs’ün durumunu, sınırları, toprakları, suyu ve doğal kaynakları ve Filistinliler için bir devleti de içeren, tüm açılardan çözmek için 15’den fazla Güvenlik Konseyi teklifi yayınlandı. Bu tekliflerden sonuncusu hariç hiçbiri uygulanmadı – sayı 1860 – bu 8 Ocak 2009’da acil ateşkes üzerine yayınlandı. Bu ana kadar öldürmek hep bir iş oldu çünkü İsrail hiçbir zaman hiçbir Birleşmiş Milletler teklifini uygulamadı. Bu zaman, İsrail devletini Birleşmiş Milletler tekliflerine ve uluslararası cemiyete uymak üzere zorlamak ve boykot etmek zamanıdır. İsrailli akademisyenleri, sanatçıları, spor kulüplerini, bireyleri, ürünleri, ziyaretçileri boykot edin.
--------------------------------------------------

Islah Jad, Londra Üniversitesi, SOAS’dan (Afrika ve Asya Araştırmaları Bölümü) doktora sahibidir. Ramallah, Batı Şeria, Filistin’de bulunan Zeit Üniversitesi, Kadın Araştırmaları Enstitüsü ve Kültürel Araştırmalar Bölümü’nde cinsiyet ve siyaset üzerine ders vermektedir.

Bu metin Kadın Hakları Gelişimi Derneği (Association for Women’s Rights in Development - AWID) tarafından 16 Ocak 2009’da Creative Commons lisansı ile yayınlanmıştır.

Röportajı Yapan: Rochelle Jones [Monthly Review]
Çeviren: Solun Doğusu

Bu site Filistin mücadelesine destek amacıyla Can Grafik tarafından hazırlanmıştır.