Site içi arama

Rachel Corrie, İsrail siyonizmine karşı Filistin halkının yanında Özgür Filistin için mücadele etti.

Füzeler direnişin sembolleri 18 Ocak 2009

İsrail, saldırılarının halkımızı asla yenilgiye uğratamayacağını ve geri dönüş, kendi kaderini tayin ve bağımsızlık haklarımıza bağlılık konusundaki kararlılığımızın asla kırılmayacağını görüyor.

Ma’an haber ajansı, sözde ateşkesten çok kısa bir süre önce, 17 Ocak'ta İsrail ile mevcut savaş ve Filistin politikasının mevcut durumu ile Hamas ve Filistin Özerk Yönetimi üzerine Filistin Halk Kurtuluş Cephesi sözcüsü ile konuştu.

FHKC’nin Gazze’ye yönelik İsrail saldırıları üzerine yorumu nedir? Saldırıların gerçekten Hamas ile ve füzeler ile hiçbir bağlantısı yok mu? Saldırılar İsrail seçimleri için mi ya da başka bir şey için mi?

İsrail bu katliamları ve saldırıları tarihi amacı ile uyumlu biçimde gerçekleştiriyor. Filistin direnişini ve özellikle Gazze’nin direnişini yok etme çabası bu. 2006 yılında Lübnan’da da görüldüğü gibi, bu saldırılar direnişi halk kitlelerinden soyutlamayı ve direnişin yok edilmesi için uygun bir zemin hazırlayarak Filistin davasının ve Filistin halkının haklarının ortadan kaldırılmasını hedefliyor. İsrail’in halkımıza ve halkımızın haklarına karşı geliştirdiği proje -ABD, Arap rejimleri ve Filistin’in “liderliği”nin kompleks varlığı da bir parçası olsa da- yalnızca Filistin direnişinin ortadan kaldırılması ile başarıya ulaşabilir.

İsrail şimdi tüm zalimliğine ve suçluluğuna karşın ve uyguladığı soykırımlara karşın Lübnan’da 2006’da olduğu gibi halkımızın nasıl bir öze sahip olduğunu ve direnişimizin ne denli kararlı olduğunu öğreniyor. İsrail, saldırılarının halkımızı asla yenilgiye uğratamayacağını ve geri dönüş, kendi kaderini tayin ve bağımsızlık haklarımıza bağlılık konusundaki kararlılığımızın asla kırılmayacağını görüyor.

Füzeler işgalciye karşı direnişimizin hem pratik hem de sembolik bir göstergesi. Füzeler aynı zamanda, işgalcinin işgalci olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor ve hangi katliamları düzenlerlerse düzenlesin, ne çeşit ablukalar ve kuşatmalar dayatırlarsa dayatsınlar direnişe devam edeceğimizin, temel haklarımızı geri almak konusunda ısrarlı olacağımızın ve bizi yok etmelerine izin vermeyeceğimizin göstergesi. İşgalciye bir tek roket bile fırlatabiliyorsak, bu halkımızın, direnişimizin ve mücadelemizin yaşadığı anlamına gelir. Onlar bu nedenle füzeleri hedef alıyorlar. Füzeler işgalciyi güvensizliğe sürüklüyor, çünkü her bir roket bizim işgali, saldırıları ve halkımıza yönelik devam etmekte olan katliamları fiziksel ve sembolik olarak reddedişimizi temsil ediyor. Her bir füze haklarımızın tasfiye edilmesine ve reddedilmesine dayanan sözde “çözüm” önerilerine izin vermeyeceğimizi bir kez daha gösteriyor.

Ek olarak, bu kesinlikle İsrail seçimleri ile bağlantılıdır. Kadima’nın ve özellikle Livni ve Barak’ın tekrar iktidara gelmesini desteklemek için, bini aşkın Filistinlinin kanı üzerinden oluşturulan bir plan bu. Tüm bunlar İsrail’in ve siyonizmin karakterini bir kez daha ortaya koyuyor.

İsrail işgali ve/veya hava saldırıları sırasında kaç FHKC/Ebu Ali Mustafa Tugayı savaşçısı öldürüldü? Tugay üyeleri işgal ordusuna karşı direnişte aktif olarak yer alıyorlar mı?

Bu çeşit istatistikler ve bilgilerin bu zamanda yayınlanmasının düşman ordusuna yardım etmekten başka bir işe yaramayacağını düşünmekteyiz. Ancak Ebu Ali Mustafa Tugayı (EAMT) üyeleri işgalcilere karşı her türlü direnişte aktif olarak yer almaktadırlar. EAMT günlük olarak düzenli füze saldırısı düzenliyor ve özellikle yollara konulan, arabalara yerleştirilen bombalarla ve diğer patlayıcılarla gerçekleştirdiği eylemlerle işgalcilerin tanklarına ve diğer askeri araçlarına ciddi zararlar veriyorlar ve bu yönleri ile öne çıkıyorlar. EAMT savaşçıları direnişin her biçiminin içinde, kavganın her alanında yer alıyorlar.

EAMT ayrıca tüm diğer direniş örgütleri ile düşmana karşı birleşik mücadelenin yaratılması için çalışmalarını sürdürmektedir.

FHKC hangi koşullar altında İsrail ile ateşkesi kabul eder?

Biz (19 Haziran 2008’ten 19 Aralık’a kadar süren) sözde “ateşkes”e karşıydık çünkü bu süreci halkımız için tehlikeli bir süreç olarak gördük ve sonuçta çözümlememizin doğru olduğu ortaya çıktı. İsrail saldırıları ve hücumları ile “ateşkes”in bitmesini zorladı ve sonra bu durumu sözde “ateşkes” sürecinde planlananların bir parçası olarak Filistin halkına saldırmak için bir bahane olarak kullandı.

Direniş, birleşik anlamda, verili bir zamanda hangi taktikleri kullanacağına karar verebilir. Biz katliamlara son verilmesini, topraklarımızdan işgalcilerin çıkmasını, Refah sınırı başta olmak üzere tüm sınırların acil ve kesin ve koşulsuz olarak açılmasını talep ediyoruz. Ancak bir asla temel haklarımızdan, direniş hakkımızdan, halkımızı savunma hakkımızdan, geri dönüş hakkımızdan, kendi kaderimizi tayin hakkımızdan ve bağımsızlık hakkımızdan sözde “ateşkes” adına vazgeçmiyoruz. Zaten, İsrail’in asıl istediği bunlardan vazgeçmemizdir.

Hamas ile FHKC’nin mevcut ilişkisi nedir?

Hamas’la FHKC’nin ilişkisi şu anda direniş üzerinden tanımlanmaktadır.

Hamas ve FHKC şu anda direniş kampında birlikte yer almaktadır, halkımızı, hakkımızı, davamızı savunma kampında birlikte yer almaktadırlar. Hamas ve FHKC sözde “müzakereleri” ve işgalci ile işbirliğini reddediyorlar, halkımızın temel haklarının reddi anlamına gelecek sözde politik çözümleri reddediyorlar. Her iki parti de Filistin halkına karşı işlene katliamlara ve soykırımlara karşı birleşik bir direnişin içinde bulunuyor. Bu birlik ve ilişki mücadele içerisinde halkımız, davamız ve haklarımız için oluşturulmuş bir birliktir.

FHKC’nin resmi olarak görevi sona eren Mahmut Abbas’ın meşruiyeti üzerine görüşleri nelerdir? FHKC mevcut koşullarda Filistinlilerin yerel yönetim konularındansa Gazze’ye odaklanması gerektiğini mi yoksa yerel yönetim konularının daha da önemli hale geldiğini mi düşünüyor?

Şu an var olan tek Filistin meşruiyeti direnişin meşruiyetidir. Bu bizim ulusal birlik tanımımızdır; işgalci ile ve onun halkımıza karşı işlediği suçlara karşı savaşmak ve halkımızı savunma, haklarımızı koruma mücadelemizi yükseltmek... Bugün meşruiyet “Filistin Yönetimi”nin meşruiyeti değildir; meşruiyet direnişle birlikte yürümek, kararlı halkımız ile birlikte işgalciye karşı mücadele etmektir. Mevcut durum kendini yok etmek isteyen bir düşmanla karşı karşıya olan Filistin ulusal hareketi ve Filistin davası için belirleyici bir andır ve herkes için sorulması gereken tek bir soru vardır: Direnişe mi katılacaksınız yoksa bir kenara çekilip katliamların devam etmesini mi seyredeceksiniz? Filistin’de meşruiyet üzerine her tartışma bu soruya verilecek yanıtlar üzerinden tartışılmalıdır.

FHKC’nin ve diğer direniş örgütlerinin Batı Şeria’daki durumu nedir? Filistinlilerin Gazze’deki katliamlar karşısında ayaklanmalarını bekliyor musunuz?

Batı Şeria’da bir başka çeşit işgalle yüzyüze- işgalcinin ablukası, 11 bin politik tutsak, süregiden toprak işgalleri, yerleşim bölgeleri inşaatları, ayrımcılık duvarının yükselmesi ve halkımıza karşı işlenen tüm diğer suçlar.

Gerçekte, İsrail tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de katliamlarına devam ederken Batı Şeria’da daha fazla toprak işgal ettiği gerçekliğinin de üzerini örtüyor.

Ne Batı Şeria’da, ne Gazze’de, ne de İsrail’de yaşayan ne de sürgünde olan Filistinlilerin bölünmesine izin vermeyeceğiz. Biz tek bir ulusuz, tek bir halkız, tek bir davamız ve bizim birliğimizi parçalamaya çalışan tüm düşman planları yenilgiye uğrayacak, direnişte ve geri dönüş, kendi kaderini tayin, özgürlük, kurtuluş ve bağımsızlık haklarımıza sahip çıkma konusundaki kararlılığımız halkımızın, toprağımızın ve davamızın birliğinin ve zaferimizin garantisidir.

Bu site Filistin mücadelesine destek amacıyla Can Grafik tarafından hazırlanmıştır.