MOSSAD’ın “katlettiği” Filistinli büyük çizeri “yaşatmak” için
Yıl 1948… Dünya, Ortadoğu’nun kalbinde, Filistin’de yaşanan işgale, soykırıma, sürgünlere tanıklık ediyor… Ve yıl 2010… Siyonist İsrail, 62 yıldır yaptığı gibi bugün de dünyanın gözünün içine baka baka Filistin’i Ortadoğu haritasından silmeye uğraşıyor; Filistinlilerin yaşam haklarını ellerinden alarak, toprağına, suyuna, bağ bahçelerine, zeytin ağaçlarına el koyarak, yerleşim yerlerini bombalayarak, hapishanelerin içinde tutsak, dışında ise sürgün ederek ve elbette “Filistin kültürü”nü yok etmeye çalışarak… Biliyor ki Siyonistler, kültürü yaşadığı sürece Filistin de yaşıyor demektir!
Biz Filistin dostları da biliyoruz ki, dünyanın herhangi bir yerinde bir evde, bir sokakta, bir sinema salonunda, sergide bir fotoğrafta, bir romanda, şenlikli bir düğünde, bir şairin dizelerinde yahut bir tiyatro sahnesinde yaşıyor Filistin, yaşayacak da…
Bizler, Filistin’in özgürlüğüne kavuşacağı güne duyduğumuz inançtan alıyoruz gücümüzü… İşte bu nedenle “Bir zamanlar bir Filistin vardı” dememek, dedirtmemek, Filistin’in değerlerini onurla taşımak ve yaşatmak adına yaptığımız etkinliklerimizde bu kez mizahı ve mizahçıyı da almak istedik yanımıza… Bu inançla çıktık yola ve Filistin’in yarattığı en ölümsüz değerlerden biri olan ünlü çizer Naci el-Ali anısına “Filistin” konulu bir karikatür yarışması düzenlemeye karar verdik.
Kanıyla Filistin’i çizdi, Hanzala’sıyla Filistin’i yaşatıyor…
Filistin’in yüzyılı bulan onurlu mücadelesine özgün çizgileriyle destek vermenin ötesinde “kanıyla Filistin’i çizen sanatçı” olarak tanınan ve Filistin’deki vahşeti dünya kamuoyunun gündemine taşıyan Naci el-Ali, 1948 yılında henüz 10 yaşındayken yüz binlerce Filistinli gibi ülkesinden sürgün edildi. Bir süre Lübnan’da bir mülteci kampında ailesiyle birlikte yaşadı ve sayısız Filistinli çocuk gibi “vaktinden önce” büyüdü. Naci el-Ali, ülkesiyle birlikte kendi varlığını sürdürebilmenin sırrını çizmekte bulduğunda, halkının davasına en az “çocuk generallerin” İsrail tanklarına attıkları taşlar kadar güçlü bir silah kazandırmıştı: Karikatürleri. Kısa zamanda öylesine büyük bir etki yarattı ki Naci el-Ali’nin çizgileri, Siyonistlerin yüreğine öyle büyük korkular saldı ki, takvimler 22 Temmuz 1987’yi gösterirken, kaleme karşı kurşunla karşılık verdi Siyonistler, Londra’da bir cadde ortasında; MOSSAD ajanları bir büyük Filistinliyi, bir büyük dava adamını, bir büyük sanatçıyı katletti dünyanın gözlerinin önünde. Oysa Siyonistlerin hesaba katmadıkları bir gerçek vardı. Naci el-Ali, kendisinden sonra Filistin bayrağını taşıyacak bir karakteri çoktan yaratmıştı; yüzünü “Özgür Filistin”i görünceye dek dünyaya göstermeyecek, hiç büyümeyecek, hep 10 yaşında kalacak, yani ölümsüz bir çocuk: “Hanzala!”
Hanzala yüzünü dönsün diye…
Naci el-Ali’nin şehit düşmesinin üzerinden tam 23 yıl geçti. O, bugün de Filistin davasının mihenk taşlarından biri olmaya devam ediyor; tepkisini, sırtını okuyucuya dönerek ortaya koyan, ayakları çıplak, saçları kirpi, üstü başı yırtık Hanzala ile Filistinlilerin “sessiz çığlığı” olmayı, onlara güç vermeyi sürdürüyor. Ve bizler de, bu davanın zafere ulaşmasına hizmet edecek her türlü politik, toplumsal ve sanatsal eylemde varız diyoruz; ta ki Hanzala bize yüzünü dönünceye dek…